<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Son Haber &#8211; IstanbulTV</title>
	<atom:link href="https://istanbultv.web.tr/category/son-haber/son-haber-son-haber/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://istanbultv.web.tr</link>
	<description>Doğru ve Tarafsız Habercilik</description>
	<lastBuildDate>Sun, 31 Mar 2024 14:42:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://istanbultv.web.tr/wp-content/uploads/2025/11/ISTANBUL-AVRASYA-500-x500-150x150.jpg</url>
	<title>Son Haber &#8211; IstanbulTV</title>
	<link>https://istanbultv.web.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD&#8217;de Yepyeni Bir Parti Kurabilir mi?</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/abdde-yepyeni-bir-parti-kurabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Mar 2024 20:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dıs Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD'de Yepyeni Bir Parti Kurabilir mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=16342</guid>

					<description><![CDATA[ABD'de Yepyeni Bir Parti Kurabilir mi?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<article id="header-container" class="container">
<header class="article-header">
<h1>Trump Karşıtı Cumhuriyetçiler Yepyeni Bir Parti Kurabilir mi?</h1>
</header>
</article>
<div class="container">
<div class="row article-content-wrapper">
<div class="page-content col-md-8">
<div id="block-system-main" class="block block-system" data-gtm-action="Main_Page_Content">
<div class="content">
<article class="node node-article flc clearfix">
<div id="v_article" class="article-content">
<div class="article-videoplayer hidden-print">
<div class="videocontent-wrapper">
<div class="videocontent">
<div id="tvplayer" class="tvplayer">
<div class="video-js">
<div class="top-title">İki partili ABD&#8217;de iki partiye alternatif olarak ücüncü bir parti kurma girişime sahni olabileceği düşünülüyor.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="byline"></div>
<div id="v_article" class="article-content">
<div class="article-body v_text">
<p>Bazı  ılımlı Cumhuriyetçilerin Donald Trup&#8217;tan hoşlanmamasına rağmen uzmanlar Newsweek&#8217;e, iki partili sistemin tuzakları nedeniyle protesto amaçlı yeni bir parti kurmalarının pek mümkün olmadığını ileri sürüyorlar <em>.</em></p>
<p>Geçtiğimiz hafta Trump, birden fazla ön seçimde yeterli delegeyi güvence altına aldıktan sonra GOP&#8217;un 2024 olası başkan adayı seçildi . Bu arada gelini Lara Trump, Trump&#8217;ın müttefiki Michael Whatley ile birlikte Cumhuriyetçi Ulusal Komite&#8217;nin eş başkanlığına seçildi ve bu, MAGA hareketinin Cumhuriyetçi Parti&#8217;ye iyice ve gerçekten dişlerini geçirdiğini gösterdi.</p>
<p>Geçen hafta Lara Trump, Real America&#8217;s Voice&#8217;a Donald Trump&#8217;ı desteklemeyen kişilerin partiden &#8221; ayrılabileceğini &#8221; söyledi.</p>
<p>MAGA&#8217;nın zaferi, Trump karşıtı muhalefeti ve parti içindeki iç kavgaları bastırmadı ve bazı ılımlı Cumhuriyetçiler ve ön seçimlerde eski başkana karşı yarışan Nikki Haley&#8217;nin destekçileri , asla Trump&#8217;a oy vermeyeceklerini belirtti.</p>
<p>Bu hafta, Trump&#8217;a Karşı PAC Cumhuriyetçi Seçmenleri, Trump karşıtı Cumhuriyetçiler tarafından kaydedilen ve neden artık onu desteklemediklerini açıklayan 100 videoya 50 milyon dolar harcadığında Trump daha koordineli bir protestoyla karşı karşıya kaldı.</p>
<p><em>Newsweek,</em> yorum yapmaları için Trump Karşıtı Cumhuriyetçi Seçmenlere e-posta yoluyla ulaştı.</p>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Kıbrıs savaş helikopterleri satın alıyor</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/guney-kibris-savas-helikopterleri-satin-aliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 20:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DIŞ HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Dıs Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[EDİTÖRDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=7578</guid>

					<description><![CDATA[Güney Kıbrıs savaş helikopterleri satın alıyor]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="sc-kTqLtj ldDkII">
<h1 class="sc-jgrJph sc-gSQFLo jedEoW VPogy title">Güney Kıbrıs savaş helikopterleri satın alıyor</h1>
<p class="sc-iwjdpV ejoqCv sc-kTLmzF jWshlK teaser-text">(DW)- Güney Kıbrıs, Fransız &#8220;Airbus Helicopters&#8221; şirketiyle altı adet savaş helikopteri alımına ilişkin anlaşma imzaladı. Savunma Bakanı Petridis, &#8220;Türk askeri varlığı karşısında savunma alanında rehavete kapılamayız&#8221; dedi.</p>
</header>
<div class="sc-iwjdpV ejoqCv sc-bLdqUH fGTqhL rich-text has-italic">
<p>AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti, Fransız &#8220;Airbus Helicopters&#8221; şirketiyle H145M tipi altı adet savaş helikopteri satın alma anlaşması imzaladı. Anlaşmada altı helikopter daha satın alınması seçeneği de yer alıyor.</p>
<p>Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Haralambos Petridis, helikopterlerin alımıyla &#8220;bölgedeki devletlerle işlerlikteki uyumu artırarak çeşitli uluslararası ve bölgesel ortaklıkların mevcut çerçevesini de güçlendirebileceklerini&#8221; söyledi.</p>
<h2 style="text-align: center;">&#8220;Türkiye&#8217;ye karşı rehavete kapılamayız&#8221;</h2>
<p>Petridis, anlaşmanın Güney Kıbrıs&#8217;ın savunması için büyük önem taşıdığını ve aynı zamanda Fransa ile diplomatik ilişkileri derinleştiren bir adım olduğunu kaydetti. Türkiye&#8217;nin Ada&#8217;nın kuzeyindeki askeri varlığının kendilerine savunma konusunda rehavete kapılma imkanı tanımadığını belirten Petridis, &#8220;Vatanımızın savunması ve ulusal güvenliği tartışmaya açık değildir&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Airbus Helicopters adına anlaşmayı Başkan Yardımcısı Olivier Michalon imzaladı. Ancak imza töreninde anlaşmanın mali boyutuyla ilgili bilgi verilmedi. Rum medyasına yansıyan haberlerde helikopterlerin toplam maliyetiyle ilgili 140 milyon euro rakamı telaffuz edilmişti.</p>
<h2 style="text-align: center;">Sovyet helikopterleri elden çıkarılacak</h2>
<p>Güney Kıbrıs, envanterindeki Sovyetler Birliği döneminden kalma silahları elden çıkararak silah sistemlerini AB üyesi devletlerle uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Ülkenin, 20 yıl kadar önce satın aldığı 11 adet Sovyet yapımı Mi-35 savaş helikopterini eskiyen elektronik sistemleri (aviyonik) ve yüksek bakım masrafları nedeniyle satmaya çalıştığı biliniyor. Sırbistan, helikopterlerle ilgilendiğini açıklamıştı.</p>
<p>Kuzey Kıbrıs yönetimi ise Güney&#8217;in savaş helikopteri satın alma girişimini, &#8220;bölgesel istikrarı tehlikeye atan bir provokasyon&#8221; olarak nitelendirdi. -(WD)</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Zafer ambalajlı fiyaskolar yılı”</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/turkiyeye-faturasinin-kesildigi-bir-yil-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Dec 2021 13:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=5345</guid>

					<description><![CDATA[2021 yılı, 20 yıllık bir iktidarın en başından beri uyguladığı ekonomiden dış politikaya gayri milli politikaların adeta Türkiye’ye faturasının kesildiği bir yıl oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş yeni yıl münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı.</p>
<p><strong>Yılın kaybedeni millet, çözüm Milli Ekonomi Modeli</strong></p>
<p>BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de ulusal çıkarlarımızın zafer ambalajlı fiyaskolarla yok edildiği 2021 yılında ekonomideki çöküş de gizlenemez hale geldi. Cebindeki parası sürekli değer kaybeden, bitmek tükenmek bilmeyen zamlarla alım gücü düştükçe düşen Türk milleti yılın en büyük kaybedeni olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş yeni yıl münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı.</p>
<p>Mesajında zor bir yılın daha geride kaldığını ifade eden BTP lideri, “2021 yılı, 20 yıllık bir iktidarın en başından beri uyguladığı ekonomiden dış politikaya gayri milli politikaların adeta Türkiye’ye faturasının kesildiği bir yıl oldu.” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Zafer ambalajlı fiyaskolar yılı”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de ulusal çıkarlarımızın zafer ambalajlı fiyaskolarla yok edildiği 2021 yılında, ekonomideki çöküş de gizlenemez hale geldi.” diyen Hüseyin Baş, “Cebindeki parası sürekli değer kaybeden, bitmek tükenmek bilmeyen zamlarla alım gücü düştükçe düşen Türk Milleti, yılın en büyük kaybedeni olmuştur.” İfadelerini kullandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Zifiri karanlıktan Milli Ekonomi Modeli ile çıkılır”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Açıklamasında, “Ülke olarak zor bir yıl yaşadık ancak tüm göstergeler 2022’nin daha zor olacağı yönündedir.” diyen Baş, “İçinde bulunduğumuz bugünleri ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş zifiri karanlık olarak tarif etmişti. Evet, Türkiye bir zifiri karanlık içine girmiştir. Böyle devam edildiği takdirde de bu zifiri karanlıktan çıkış mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin tek çıkış yolu Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın 2005 yılında tüm dünyaya ilan ettiği, Milli Ekonomi Modeli bu ülkenin tek kurtuluş yoludur.” şeklinde konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Milli bir ekonomi modeli için önce yerli ve milli bilinç lazım”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2022 yılının, Türk milletinin çözüme, kurtuluşa odaklandığı bir yıl olmasını temennisinde bulunan Hüseyin Baş, “Tekraren ifade edelim ki çözüm Milli Ekonomi Modeli’dir ve bu da Prof. Dr. Haydar Baş adına tescil edilmiş olan modeldir. Milli bir ekonomi modeli hazırlamak ve uygulamak için önce yerli ve milli bir bilince sahip olmak şarttır.  Bu duygularla yeni yılın milletimize ve tüm insanlık için hayırlı gelişmelerin yaşandığı bir yıl olmasını temenni ediyor, bu vesile ile tüm milletimizin yeni yılını kutluyorum.” dedi</p>
<p>&nbsp;</p>
<table style="width: 0.0589988%; height: 161px;" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<table style="width: 0.641667%; height: 183px;" width="600">
<tbody>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeneroğlu, &#8220;, 27 Mayıs 1960 darbesi, tarihimizde karanlık bir gündür&#8221;&#8230;</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/yeneroglu-27-mayis-1960-darbesi-tarihimizde-karanlik-bir-gunudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 May 2021 14:01:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3873</guid>

					<description><![CDATA[Yeneroğlu: Cumhurbaşkanı’nın dün yaptığı açıklamalardan sonra, artık Türkiye’de kendisine itiraz eden hiçbir siyasetçinin can güvenliği kalmamıştır.  DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikalarından sorumlu Genel Başkan&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="nH V8djrc byY">
<div class="nH">
<div class="ha">
<h2 id=":1b1" class="hP" tabindex="-1" data-thread-perm-id="thread-f:1700913183080928943" data-legacy-thread-id="179adb87375156af">Yeneroğlu: Cumhurbaşkanı’nın dün yaptığı açıklamalardan sonra, artık Türkiye’de kendisine itiraz eden hiçbir siyasetçinin can güvenliği kalmamıştır.</h2>
<div id=":1b5" class="pG" role="img" data-tooltip-contained="true" data-tooltip-align="b,l" data-tooltip-delay="1500" aria-label="Önemsiz"></div>
</div>
</div>
</div>
<div class="nH aHU">
<div class="nH hx aHo">
<div class="nH" role="list">
<div class="h7 ie nH oy8Mbf" tabindex="-1" role="listitem">
<div class="Bk">
<div class="G3 G2">
<div id=":1bl">
<div class="adn ads" data-message-id="#msg-f:1700913183080928943" data-legacy-message-id="179adb87375156af">
<div class="gs">
<div class="">
<div id=":1bo" class="ii gt">
<div id=":1bn" class="a3s aiL msg3631339109791284641">
<div class="adM"> DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yeneroğlu: “<b>Gündemdeki Son Gelişmelere İlişkin</b>” basın toplantısı düzenledi.</div>
<div dir="ltr">
<div id="m_3631339109791284641divtagdefaultwrapper" dir="ltr">
<p><b>Yeneroğlu &#8220;</b><b><i>Darbenin 61. yıl dönümünde</i></b><i> <b>Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı rahmetle ve minnetle anıyorum&#8221;dedi.</b></i></p>
<p><b> </b>Bugün tarihimizde karanlık bir günün, 27 Mayıs 1960 darbesinin 61. Yıl dönümüdür.</p>
<p>Yassıada’da utanç vesikalarına dönüşen yargılamalar neticesinde Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmiştir. Ancak vatandaşlarımız bu isimleri kalbine yazmış ve hiç unutmamıştır. Darbecileri ise kimse hatırlamamaktadır.</p>
<p>Buradan tekrar Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan demokrasi kayıplarımızı rahmetle ve minnetle anmak isterim.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b><i>Sayın Cumhurbaşkanı milletin adalet beklentisini bir defa daha akamete uğratmıştır. Tercihini ne yazık ki haktan ve adaletten yana değil, tam tersi kötülükten yana kullanmıştır.</i></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Malumunuz Türkiye’de çetelerle hukukun mücadelesinde iktidarın desteği ile çeteler bir kez daha öne geçmiştir.</p>
<p>Bir çete lideri kaçtığı ülkeden, kendi işlediği bazı suçları da itiraf ederek yakın bir geçmişe kadar ortağı olduğu siyaset-mafya ilişkisini ifşa etmiş, ortaya korkunç iddialar atmıştır.</p>
<p>Yaklaşık bir aydır, tüm Cumhuriyet Savcıları her biri ihbar niteliğinde olan bu itiraf ve iddiaları görmezden gelmeye mecbur bırakılmıştır.</p>
<p>Adaleti mahkemelerden beklemeyi çoktan unutan milletimiz ve hatta – içim acıyarak söylüyorum- Savcılarımız dahi Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu çeteler arası kavgada nasıl bir tutum alacağını beklemeye başlamıştır.</p>
<p>Tüm vatandaşlarımız ve özellikle AK Parti’ye oy vermiş olan kardeşlerim, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkacak kelimelerden bir adalet çağrısı, bir erdemli söz, bir cesur tavır beklemiştir.</p>
<p>Ama maalesef, bizim hiç de şaşırmadığımız üzere Sayın Cumhurbaşkanı milletin adalet beklentisini bir defa daha akamete uğratmıştır. Tercihini ne yazık ki haktan ve adaletten yana değil, tam tersi kötülükten yana kullanmıştır.</p>
<p>Çünkü güç sarhoşlukları nedeniyle iktidarlarını kaybetmekten ve hesabını veremeyecekleri yüzlerce belki binlerce hukuksuzluklarından ancak bu şekilde kaçabilecekleri motivasyonu ile hareket etmektedirler.</p>
<p>Çünkü tükenmişlerinin ve siyaset üretememelerinin sonucunda iktidarlarını gittiği noktaya kadar korumak adına hukuksuzluklarının üzerini kapatmaya çalışmaktan başka şansları kalmadığını çok iyi bilmektedirler.</p>
<p>Ve maalesef ülkeyi bir kaosa sürüklemekten de bu yüzden çekinmemektedirler.</p>
<p>Kendisi nasıl tercihleri sebebiyle kötülüklere esir olmuşsa, Türkiye’yi de bu kötülüklere mahkum etmeye çalışmaktadır.</p>
<p>İnsan yaptığı tercihlerin esiridir. İyi ve güzeli amaç edinen ve ona göre tercih yapan etrafını iyi insanlarla şekillendirir. Kötülükleri kendine ilke edinenin de etrafı öyle şekillenir. Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı kötülüklerin neticesinde içine düştüğü karanlığın müsebbibi ve aynı zamanda esiridir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Her suiistimal, her usulsüzlük, her hukuksuzluk “Dış güçlerin oyunu” masallarıyla geçiştiriliyorsa, adalet nasıl yerini bulabilir?</i></b></p>
<p><b> </b></p>
<p>Daha evvel adalet çağrımızdan bir cevap alamayacağımızı bildiğimiz halde milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek adına savcıları göreve çağırmıştık. Fakat maalesef yanılmadık.</p>
<p>Hiçbir savcı bu korkunç iddiaların üzerine gidemedi. Nasıl üzerine gitsin? Nasıl soruştursun? Birilerinin kirli ilişkileri eğer devletin en tepesindeki kişi tarafından “<i>Beka meselesi</i>” olarak ifade edilebiliyorsa hangi savcı bunun üstüne gidebilir? Hangi savcı gerçeğin peşine düşebilir? Hangi savcı hukuktan bahsedebilir?</p>
<p>Yaşanan her suistimal, her usulsüzlük, her hukuksuzluk “<i>Dış güçlerin oyunu</i>” masallarıyla geçiştiriliyorsa, adalet nasıl yerini bulabilir?</p>
<p>Halkın verdiği oylarla devletin sorumluluk makamlarında oturanlar, hukuku ayak bağı olarak görüyorsa adalet nasıl yerini bulabilir?</p>
<p>Bu ülkede ekonomi nasıl düzelir, vatandaşımız yoksulluktan nasıl kurtulabilir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Hani prompterdan İnsan Hakları Eylem Planı açıklamakla ülkeye huzur gelecekti?</i></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hani adalet mülkün temeli idi? Hani devletlerin imanı adaletti? Hani devlet adaletle ayakta dururdu?</p>
<p>Profesyonel aktör edasıyla prompterdan İnsan Hakları Eylem Planı açıklamakla ülkeye huzur mu gelir?</p>
<p>İlk önce inanacaksınız, okuduğunuzu idrak edeceksiniz ve samimi olacaksınız!</p>
<p>İstediğiniz kadar hukuk reformu, İnsan Hakları Eylem Planı açıklayın. Kötülükleriniz sebebiyle adaletten nasibiniz kesilmişse netice alabilmeniz mümkün mü?</p>
<p>İlk önce tövbe edeceksiniz ve sırtınızı döndüğünüz millete dönüp ne acılar çektirdiğinizi göreceksiniz!</p>
<p>Sizin adaletiniz kendisine hakkı haykırdığı için ve zulmüne kalkan olmayı reddettiği için İmam-ı Azam’ı işkenceye tabi tutan Halife Mansur’un adaletine benzemektedir!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Sayın Cumhurbaşkanı, nerede Hz. Ömer adaleti?</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanı, nerede Hz. Ömer adaleti?</p>
<p>Hani, “<i>Kenar-ı diclede bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir adli ilahi sorar Ömer’den onu!</i>” diye Akif’ten dizeler okuyordunuz.</p>
<p>Demek ki “<i>Ömer olmak</i>” öyle şiir okumaya benzemiyormuş, değil mi?</p>
<p>Slogan atmaya benzemiyormuş. Ömer olmak herkesin harcı değilmiş değil mi?</p>
<p>Kendi işi için kendi mumunu, devletin işi için devletin mumunu yakabilmekle Ömer olunuyormuş.</p>
<p>Güçle, makamla, iktidarla sınanıp; makamdan vazgeçmek pahasına sınavı vermekle Ömer olunuyormuş.</p>
<p>Oysa siz, kötülükleri kendinize alışkanlık edindiniz, milletin sırtından saltanat sürüyorsunuz ve tam bir hesap vermezlik rejimi kurdunuz.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b><i>Milletimizin gerçeği öğrenme talebi ve adalet beklentisi bir kez daha koltuk hesaplarının ve kişisel menfaatlerin kurbanı edilmiştir.</i></b></p>
<p><b> </b></p>
<p>AK Parti’ye oy vermiş olan kardeşlerim dahil tüm toplum, olan biteni hayretle ve endişeyle izlemektedir.</p>
<p>İnsanlar “<i>90’ların daha da gerisine mi döndük?</i>” diye sormakta ve çocuklarının geleceğinden endişe etmektedir.</p>
<p>Milletimizin gerçeği öğrenme talebi ve adalet beklentisi bir kez daha koltuk hesaplarının ve kişisel menfaatlerin kurbanı edilmiştir.</p>
<p>Daha önce de söylemiştim, tüm bu yaşananlar sadece bir sonuçtur.</p>
<p>Ahlaki erozyonla başlamıştır, yalana, paraya ve güce teslim olunmuştur, sonucu da doğal olarak çürüme olmuştur.</p>
<p>Bunların sonucunda kadim değerler ayaklar altına alınmıştır. evrensel hukuk değerleri ayaklar altına alınmıştır,</p>
<p>Bugün gelinen nokta ise-ülkeyi yönetenlerin adaletle değil, ancak baskıyla ve zorla yönetebileceklerine inanmış olmasının sonucudur.</p>
<p><b><i> </i></b></p>
<p><b><i>Her karşınıza çıkanı, her sesini yükselteni, her adalet isteyeni terör destekçisi, vatan haini, dış güçlerin adamı ilan ederek, bu milleti artık kandıramazsınız.</i></b></p>
<p><b> </b></p>
<p>Buradan başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere ülke yönetiminde söz sahibi olan herkese seslenmek istiyorum;</p>
<p>Bu ülkenin temiz insanlarının en saf duygularını istismar ederek iktidarınızı koruyamazsınız.</p>
<p>Her karşınıza çıkanı, her sesini yükselteni, her adalet isteyeni terör destekçisi, vatan haini, dış güçlerin adamı ilan ederek, bu milleti artık kandıramazsınız.</p>
<p>Her suçu, her günahı, her suistimali, her yolsuzluğun ve hukuksuzluğun üstünü “<i>dış güçlerin oyunu</i>” diyerek örtemezsiniz.</p>
<p>Milletin aklıyla daha fazla alay edemezsiniz.</p>
<p>Ama merak etmeyin, o millet size öyle bir cevap verecek ki…</p>
<p>İşte o zaman sizden olanların işlediği her suçun ve günahın üstünü bayrakla örtmeye çalışmanın bedelini sandıkta ödeyerek vermiş olacaksınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Cumhurbaşkanı, kini, nefreti ve tehdidi kendine ahlak edinmişse ve oluşturduğu korku ikliminin arkasına sığınıyorsa, o ülkede artık tuz kokmuş demektir.</i></b></p>
<p><b><i> </i></b></p>
<p>Siyaset kurumu demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Meşhur ifadesiyle; “<i>Her rejimde iktidarlar vardır ancak muhalefet sadece demokrasilerde olur</i>.”</p>
<p>Size muhalefet eden siyasetçileri hedef gösterirseniz, “<i>Dersini aldın, bunlar daha iyi günlerin, daha neler olacak</i>” gibi belki de son dönemdeki meşhur videolardan da ilham alarak, yapılan çirkinlikleri meşrulaştıran bir dil kullanırsanız, bunun kazananı olmaz.</p>
<p>Bütün millet, en başta da Türkiye kaybeder.</p>
<p>Şiddeti teşvik ederek, siyaset yapılmaz. Hele hele halkın huzur ve refahını tesis etmekle sorumlu olan ve milletin birliğini temsil etmekle mükellef olan Cumhurbaşkanı, kini, nefreti ve tehdidi kendine ahlak edinmişse ve oluşturduğu korku ikliminin arkasına sığınıyorsa, o ülkede artık tuz kokmuş demektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Cumhurbaşkanı’nın dün yaptığı açıklamalardan sonra, artık Türkiye’de kendisine itiraz eden hiçbir siyasetçinin can güvenliği kalmamıştır.</i></b></p>
<p><b><i> </i></b></p>
<p>Bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri meşru zeminde siyaset yapan insanları millete hedef göstermektir. Milleti adeta kışkırtmak ve kutuplaştırmaktır.</p>
<p>Siyasetçiler hele hele milletin egemenlik yetkisini verdiği, yönetici makamındaki siyasetçiler tüm topluma örnek olacak tavır ve davranışları sergilemek zorundadır.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanı’nın dün yaptığı açıklamalardan sonra, artık Türkiye’de kendisine itiraz eden hiçbir siyasetçinin can güvenliği kalmamıştır. Bilinçli olarak bizzat bu ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından çatışma ortamı teşvik edilmiştir. Cumhurbaşkanı çatışmadan, şiddetten, vatandaşların huzursuzluğundan medet umar hale gelmiştir.</p>
<p>Ülkedeki huzuru ve sulhu tesis etmek sizin görevinizdir, oysa siz aksini yaparak size gönül veren vatandaşlarımız kendinizden yana olmaya toplumu da bölmeye çalışmaktasınız.</p>
<p>Çoktan unuttuğunuzu biliyorum. Fakat hani Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye;</p>
<p>“<i>Ey Oğul,</i></p>
<p><i>Beysin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana,</i></p>
<p><i>Güceniklik bize, gönül almak sana,</i></p>
<p><i>Suçlamak bize, katlanmak sana,</i>”</p>
<p>diye sesleniyordu ya…</p>
<p>Peki şimdi durum nasıl? Öfke de sana, güceniklik de sana, suçlamak da sana…</p>
<p>Katlanmak ise millete…</p>
<p><b> </b></p>
<p><b><i>Hamasetle, sloganla, tehditle, parmak sallamayla, racon kesmeyle ülke yönetilemeyeceğini bu millet size anlatacak.</i></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tehdit etmek, parmak sallamak, hedef göstermek, şiddeti övmek aklıselim bir yöneticinin yapacağı iş olamaz.</p>
<p>Ama merak etmeyin… Hamasetle, sloganla, tehditle, parmak sallamayla, racon kesmeyle ülke yönetilemeyeceğini hele hele Türkiye gibi bir ülkenin asla yönetilemeyeceğini bu millet size anlatacak.</p>
<p><b><i><br />
DEVA Partisi olarak tüm bu hukuksuzluklarla, güç sarhoşluğuyla ve ülkeyi daha despot bir zemine sürükleyen karanlık zihniyetle aklıselim bir şekilde mücadele edeceğiz.</i></b></p>
<p><b> </b></p>
<p>Müreffeh ve huzurlu bir ülke olmanın tek yolu evrensel hukuk değerlerini kabul etmek ve onları harfiyen uygulamaktan geçer.</p>
<p>Milletin seçtiği yöneticiler bu güzel ülkeyi müreffeh ve huzurlu kılmak şöyle dursun ülkede huzursuzluğun sebebi haline geldilerse bu işi düzeltecek olan milletin kendisidir.</p>
<p>Yargı baskı altına alınıp hukuk işlemez hale getirilmişse bu işi düzeltecek olan da milletin yine kendisidir.</p>
<p>Biliyorum ki milletimiz ilk seçimde hukuku ayak bağı olarak gören ve adalete susamış bu milletin sesini duymayanları sandığa gömecektir.</p>
<p>Ve evet,</p>
<p>Dicle kenarında, bir kurdun aşırdığı koyunun hesabını dahi verme sorumluluğunda olanları, bu millet, iktidara taşıyacaktır.</p>
<p>Bundan hiç şüphemiz yoktur.</p>
<p>DEVA Partisi olarak tüm bu hukuksuzluklarla, güç sarhoşluğuyla ve ülkeyi daha despot bir zemine sürükleyen karanlık zihniyetle aklıselim bir şekilde mücadele edeceğiz.</p>
<p>AK Parti&#8217;ye gönül veren vatandaşlarımızı da karanlık grupların Sn. Cumhurbaşkanını sayısız hukuksuzlukların içine çekerek esir aldığını artık görmeye ve ülkeyi kurtarmak için sorumluluk almaya davet ediyorum.</p>
<p>Hukukla bizzat mücadele eden, hukuksuzluğu hakim kılmaya çalışan zorbalığa karşı hukuka inanan ve sahip çıkan vicdan sahibi herkesi de ortak mücadeleye davet ediyorum,</p>
<p>Aklıselim herkesin ortak mücadelesi ile Türkiye’nin bu karanlıktan çıkacağına olan sonsuz inancımla,</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALİ BABACAN &#8220;Sayın Erdoğan ölçülü hareket etsin&#8221;</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/ali-babacan-sayin-erdogan-olculu-hareket-etsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 May 2021 15:55:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3863</guid>

					<description><![CDATA[Ali Babacan. &#8220;Sayın Erdoğan ölçülü hareket etsin, siyasi rekabete dinimizin kutsallarını bulaştırmasın&#8221;dedi  DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Haber Global’de Buket Aydın’ın sunduğu ‘Koltuk’ programına&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table id="m_7529490947370273737template" style="width: 0.607168%; height: 54px;" border="0" width="600" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" valign="top"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ali Babacan. &#8220;<strong>Sayın Erdoğan ölçülü hareket etsin, siyasi rekabete dinimizin kutsallarını bulaştırmasın&#8221;dedi</strong></p>
<p><strong> </strong>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Haber Global’de Buket Aydın’ın sunduğu ‘Koltuk’ programına konuk oldu. Gündemdeki sıcak konuları değerlendiren Babacan, 2018 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin tartışmalara da açıklık getirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><strong>‘Cumhurbaşkanı iddialardan rahatsızsa savcılara sinyal versin’</strong></p>
<p>“Netflix dizilerinden daha yoğun izlenen bir dizi serisi var, altıncısı çıktı. Sayın Erdoğan ‘Çetelerle, mafyayla mücadele ederiz’ diyor. Et o zaman. Yapılması gereken savcılığın resen devreye girmesidir. Yargı resen hareket etmediğine göre görev Meclis’e düşüyor. Soruşturma komisyonu kurulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun da harekete geçmesi lazım. Susurluk’ta devreye giren DDK niye bugün devreye girmiyor? Adeta irin fışkırıyor her yerden. Bunlardan rahatsızsa Cumhurbaşkanı’nın hemen DDK’yı devreye sokması lazım. ‘Savcılarımız uyuyor mu, niye bunu sadece izliyorlar’ desin, bir saat içerisinde savcılık süreci başlar. Ama sinyali vermiyor, bağımsız olması gereken yargı da sinyali alamadığı için harekete geçemiyor.”</p>
<p><strong>‘Mescid-i Aksa hepimizin kutsalı, din kimsenin tekelinde değil’</strong></p>
<p>“Geçen gün bana ‘İçimizdeki Mescid-i Aksa yıkıcıları’ diyor. Onu da açıktan söylemiyor, gazetecinin kulağına üflüyor. Açıktan söyle de cevabını duy. Mescid-i Aksa hepimizin kutsalı. Türkiye’deki tek dindar genel başkan o mu? İslam dini kimsenin tekelinde değil. İki kelime ederse, bizden yirmi kelime duyar. Onu da bilsin, ölçülü ve dikkatli hareket etsin. Siyasi rakip olabiliriz ama siyasi rekabeti dinimizin kutsallarına bulaştırmasın, İsraillilerin yaptıklarıyla karşılaştırmasın. Sonra bir başka genel başkan benzer bir şey yaptığında küplere biniyor, tazminat davaları açılıyor.”</p>
<p><strong> </strong><strong>‘Siyasi ikballeri tehlikeye girince PKK’yla bile yakınlaşabiliyorlar’</strong></p>
<p>“Sayın Erdoğan HDP’yle bazen yakınlaşmış, bazen uzaklaşmış, bazen terörist ilan etmiştir. Bir tutarlılık yoktur. Biz hep hukuk bazında hareket ediyoruz. Anayasa’ya göre kurulduysa tüm siyasi partilerle diyalog içinde oluruz. Bahsettiğimiz bir siyasi parti. 2019 İstanbul seçimlerinden önce hükûmet ne yaptı? Kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ı TRT’de konuşturmadı mı? Sayın Bahçeli de Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yazdığı mektup konusunda ‘Böyle mektup var, dikkate alın’ dedi. Demek ki neymiş? Zora girince, sıkışınca, siyasi ikballeri tehlikeye girince bırakın HDP’yi, PKK’yla bile yakınlaşabiliyorlar. Sonra ‘HDP’li bakan olabilir, haydi saldıralım’ diyorlar. Ya siz kendi yaptığınıza bakın, tüm yanlışları anlatacağız.”</p>
<p><strong> </strong><strong>‘2018 cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili üç büyük yalan var’</strong></p>
<p>“Diyorlar ki ‘Önce Tayyip Erdoğan için adaylık imzası attı, sonra CHP’nin adayını destekledi. Bir de bunu gizli yaptı’. Burada üç büyük yalan var. Baskın seçim döneminde cumhurbaşkanının bağımsız ve tarafsız olması birinci tercihimdi. 100 bin imzayla aday olup diğer partiler tarafından desteklenmesinin Türkiye için çok daha iyi sonuçlar getireceğine inandım. ‘Hem AK Parti milletvekili hem de başkasına destek veriyor’ diyorlar. Başkası kim? AK Parti’nin kurucusu, birinci başbakanı ve birinci cumhurbaşkanı. 9 gün içinde birinci tercihim gerçeklemeyince ikinci tercihim olan, AK Parti’nin ikinci başbakanı ve ikinci cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’la ilgili grup kararına katıldım. Zaten grup kararlarının bağlayıcı niteliği var. Sayın Gül’ün adaylık işi kesinlikle olmadıktan sonra ikinci tercih olarak Sayın Erdoğan’ı destekledim.”</p>
<p><strong>‘Yanlışa destek vermek istemediğimi dünya âlem biliyordu’</strong></p>
<p>“Gizli yapılmasına gelince… AK Parti grup toplantısı varken İstanbul’dayım. Grup toplantısına katılmadığım ertesi gün bütün gazetelerde haber. Dünya âlem biliyor ki ben yanlış şeylere destek vermek istemiyorum. İstanbul’daki görüşmelere gizli gidecek insan THY’nin tarifeli uçağıyla gider mi? Sayın Gül’ün Ayazağa’daki ofisinde gündüz gözüyle yapılan toplantılara katılır mı? AK Partili milletvekillerinin en az yarısı benim o süreçte olduğumu biliyordu.”</p>
<p><strong>‘Asıl ihanet ilke ve değerlere uymamaktır’</strong></p>
<p>“Sayın Erdoğan ‘2017 referandumu kampanyanın yüzleri’ diye liste hazırlamış. Beni de yazmış, ‘miting yapmanızı, televizyonlara çıkmanızı istiyor’ diye Genel Merkez’den aradılar. ‘Beni dinleyen hayır oyu verir’ dedim. Soranlara cevap verdim. Ankara’da bir belediye başkanı, dar çerçeve bir toplantıda anlattıklarımı ‘Ali Babacan iki saat konuştu, ağzından ‘evet’ çıkmadı’ diye Genel Merkez’e şikâyet etmiş. İnanmadığım şeyi savunamam. Ben ilkelere sadık kaldım. Asıl ihanet nedir? İlkelere ve değerlere uymamaktır. Siyasete girerken ortaya koyduğumuz ilkeler ve değerler vardı: Ehliyet, liyakat, adalet, hakkaniyetti.”</p>
<p><strong>‘Sorun varsa Erdoğan niçin kalmam için ısrar etti?’</strong></p>
<p>“AK Parti’den ayrılacağımı ve yeni bir parti kuracağımı söylemek için Sayın Erdoğan’ı ziyaret ettiğimde bana ısrarcı oldu. Benimle ilgili sorunlar varsa ‘Gitme, kal’ diye niçin ısrarcı oldu? Niçin daha sonra kalmam için ısrar ettiğini basına açıkladı?”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peker Konuşuyor, Siyasette kazan kaynıyor&#8230;</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/peker-konusuyor-siyasette-kazan-kayniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 May 2021 13:27:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3844</guid>

					<description><![CDATA[Yeneroğlu: "Koruma polisi bile tahsis edilen bir suç örgütü lideri, yakın bir geçmişe kadar bir eliyle rabia diğer eliyle de bozkurt işareti yaparak iktidar ortakları lehine mitingler düzenliyordu."]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="nH V8djrc byY">
<div class="nH">
<div class="ha">
<div id=":1fg" class="pG" role="img" data-tooltip-contained="true" data-tooltip-align="b,l" data-tooltip-delay="1500" aria-label="Önemsiz">DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak, “Suç örgütü lideri bir şahsın iddiaları, pandemi sürecinde yeterli devlet yardımının ve aşı alımının gerçekleştirilememesi, bekçilerin orantısız güç kullanımına ilişkin“ basın açıklaması yaptık.</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="nH aHU">
<div class="nH hx aHo">
<div class="nH" role="list">
<div class="h7 ie nH oy8Mbf" tabindex="-1" role="listitem">
<div class="Bk">
<div class="G3 G2">
<div id=":1ny">
<div class="adn ads" data-message-id="#msg-f:1700102700402416778" data-legacy-message-id="1797fa66032b1c8a">
<div class="gs">
<div class="">
<div id=":1nv" class="ii gt">
<div id=":1nw" class="a3s aiL msg2648265599001258935">
<div dir="ltr">
<div id="m_2648265599001258935divtagdefaultwrapper" dir="ltr">
<p><b> </b><b><i>Koruma polisi bile tahsis edilen bir suç örgütü lideri, yakın bir geçmişe kadar bir eliyle rabia diğer eliyle de bozkurt işareti yaparak iktidar ortakları lehine mitingler düzenliyordu.</i></b></p>
<p>Malumunuz son günlerde bir suç örgütü liderinin yayınladığı videolar ile ortaya saçılan itiraflar ve vahim iddialar kamuoyunun gündemindedir.</p>
<p>Ülkeyi yönetme kabiliyetini tamamen kaybeden koalisyon ortakları her ne kadar kafalarını kuma gömse de AK Parti-MHP koalisyonunun devleti nasıl suç örgütlerinin keyfine teslim ettiği ortadadır.</p>
<p>Yakın bir geçmişe kadar bir eliyle rabia diğer eliyle de bozkurt işareti yaparak iktidar ortakları lehine mitingler düzenleyen, oluk oluk kan akıtacağından bahseden bir şahıstan söz ediyoruz. Söz konusu şahıs kendisine koruma polisi bile tahsis edilen bir suç örgütü lideri. Belli ki kirli bir yapının iç hesaplaşması sebebiyle bu korkunç iddiaları gündeme getirmekte.</p>
<p><b><i>Bu vahim iddialar karşısında İçişleri Bakanının görevini sürdürmesi artık mümkün değildir.</i></b></p>
<p>Şahsın daha düne kadar devleti yönetenler tarafından saygın bir iş adamı muamelesi görmesi ve iddialarında dile getirdiği ayrıntılar ülkenin geldiği içler acısı hali bizlere göstermektedir.</p>
<p>Başta İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve bazı akrabalarıyla birlikte, bir takım kamu görevlileri hakkında hukuksuzluklar ve yolsuzluklarla alakalı onlarca iddia bulunmaktadır.</p>
<p>Bu vahim iddialar karşısında artık bir İçişleri Bakanının görevini sürdürmesi mümkün değildir.</p>
<p><b><i>90’ların tüm karanlık aktörleri ne yazık ki tekrar sahnededir. Tek bir farkla, bugün Türkiye’nin geldiği nokta o günlerden çok daha karanlıktır.</i></b></p>
<p>Net bir şekilde söyleyelim, 90’ların tüm karanlık aktörleri ne yazık ki tekrar sahnededir. Tek bir farkla, bugün Türkiye’nin geldiği nokta o günlerden çok daha karanlıktır.</p>
<p>Çünkü 90’larda söz konusu iddiaların onda biri karşısında Mehmet Ağar bakanlıktan istifa etmişken, bugün çok daha ağır olan ithamlar karşısında İçişleri Bakanı istifayı aklından dahi geçirmemektedir. Bu durum hukukun üstünlüğü anlayışından ne kadar uzaklaşıldığını ve nasıl bir devlet krizi ile karşı karşıya olduğumuzu açıkça göstermektedir.</p>
<p>İddialar hakkında derhal soruşturma başlatılarak, Sayın Soylu’nun istifa etmesi ya da Sayın Cumhurbaşkanı tarafından derhal görevden alınması şarttır.</p>
<p>Ayrıca Cumhurbaşkanı devlet denetleme kurumunu görevlendirmeli ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde de meclis soruşturması açılmalıdır.</p>
<p><strong>Bu iddiaları göz ardı etmek suç ortağı olmaktır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>Devleti kalkan olarak kullanan birileri hukukun dışına çıkıp ‘mafyalaşırsa’ mafya da devletleşmiş olur.</i></b></p>
<p>İster 90’ların derin devleti, ister 2010’ların paralel devleti, ister devlet içine sızmış terör örgütleri, ister devletin imkanlarıyla büyütülüp beslenilen mafya yapılanmaları…</p>
<p>Adına her ne derseniz deyin tüm bu yapıların varlıklarını sürdürebilmesinin yegâne sebebi hukukun yokluğudur.</p>
<p>Hukuk devleti yoksa, mafya vardır, suç örgütü vardır, paralel yapılar vardır, terör örgütleri vardır.</p>
<p>Devleti kalkan olarak kullanan birileri hukukun dışına çıkıp ‘mafyalaşırsa’ mafya da devletleşmiş olur. Dün de böyle olmuştur bugün de olan şey maalesef budur.</p>
<p><b><i>Mektupları ile kamuoyunun gündeminde olan ve suç örgütü lideri, 17 yıllık hapis cezasına rağmen kendisine sağlanan siyasi destek sayesinde tutuklanmadığı herkesin malumudur.</i></b></p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanının “Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz.” sözlerinin de bu minvalde söylendiği açıktır.</p>
<p>Ancak videolardaki iddialar doğruysa iktidar artık zehirli birden fazla yılanla aynı çuvaldadır. Mektupları ile kamuoyunun gündeminde olan ve suç örgütü lideri olarak tanınan başka bir şahsın, kasten öldürme suçuna iştirakten dolayı aldığı 17 yıllık hapis cezasına rağmen kendisine sağlanan siyasi destek sayesinde tutuklanmadığı herkesin malumudur.</p>
<p>Türkiye’de hukuk devleti ayaklar altına alındığı için artık hukukun üstünlüğünün ve bağımsız yargının değil; mafyanın ve suç örgütlerinin sesi kamuoyunun gündemindedir.</p>
<p>Bugün iktidar, mafya çatışmalarının içinde, tarafı olmuştur. Biz ise sadece mafyanın farklı partilisine değil, mafya düzeninin kendisine karşıyız.</p>
<p><b><i>Hiçbir savcı bu iddiaları soruşturmayacak. Ya da göstermelik bir soruşturma açıp konuyu kapatacaktır!</i></b></p>
<p>Vatandaşlarımız belki bir savcı çıkar da bu korkunç iddialara dair bir soruşturma başlatır diye beklemekte. Ancak bu bekleyişin boşuna olduğunu da biliyoruz.</p>
<p>Hiçbir savcı bu iddiaları soruşturmayacak. Ya da göstermelik bir soruşturma açıp konuyu kapatacaktır!</p>
<p>Peki savcılar bu iddiaların bir soruşturmayı gerektirdiğini bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Fakat iktidarın güdümündeki yargı üzerindeki korku ve baskı öyle içler açısı bir hale geldi ki Türkiye’de hukukun üstünlüğüne sahip çıkacak o cesur savcıyı mumla arayacak hale geldik maalesef.</p>
<p><strong>Bunun sorumlusu ülkeyi yöneten koalisyondur.</strong></p>
<p><b><i>Her konuda açıklama yapma gereği duyan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu vahim iddialar karşısında uzun süredir sessiz!</i></b></p>
<p>Ayrıca her konuda açıklama yapma gereği duyan Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu vahim iddialar karşısında uzun süredir sessiz kalmasını ise milletimizin vicdanına ve sağduyusuna havale ediyorum. Tekrar ediyorum. Anayasal sorumluluğunu yerine getirmeli ve derhal Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmelidir.</p>
<p>Çünkü bu hukuksuzluğun, hesap vermekten uzak, keyfi düzenin sorumlusu tüm gücü bizzat kendinde toplamaya çalışan Sayın Cumhurbaşkanıdır.</p>
<p><b><i>Eğitim almadan belinde silahla şehirlere salınan bekçiler halkın güvenliğini ve huzurunu tehdit etmektedir.</i></b></p>
<p>Maalesef ülkemizde hukuksuzluk norm haline gelmiştir. Yasalar, kurallar ve etik ilkeler ayaklar altına alınmakta ve yok sayılmaktadır.</p>
<p>Bunun doğal sonucu ise halkımızın her gün yaşadığı haksızlıklar, şiddet ve adaletsizliklerdir.</p>
<p>Bu durumun en vahim örneklerinden biri de maalesef bekçilerdir. Son dönemde sosyal medyaya yansıyan görüntülerde bazı bekçilerin orantısız güç kullandığı hatta kalabalık alanda rastgele havaya ateş açtığı görülmektedir.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl yeterli eğitim verilmeden bekçilere silah taşıma ve zor kullanma yetkisi verilmesinin toplumun güvenliğini sağlamaya hizmet etmeyeceğini, tam aksine ağır hak ihlallerine sebep olacağını defalarca ifade etmiştik.</p>
<p>Fakat hiçbir makul uyarıyı dinlemeyen iktidar ortakları bu uyarıları da dikkate almamıştır.</p>
<p>Geldiğimiz noktada yeterli eğitim almadan belinde silahla şehirlere salınan bekçiler halkın güvenliğini ve huzurunu tehdit etmektedir.</p>
<p>Buradan hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Daha kötü olaylar yaşanmadan derhal bekçilerin silah ve zor kullanma yetkilerini kaldırın ve gerekli eğitimleri almalarını sağlayın.</p>
<p><b><i>Yabancı turist çekme adı altında Turizm ve Kültür Bakanlığının sömürge psikolojisi ile hazırlattığı skandal reklam filmi iktidarın insanımıza reva gördüğü yeri gözler önüne sermiştir.</i></b></p>
<p>Dünya olarak olağanüstü bir pandemi sürecini yaşadık ve biz Türkiye olarak halen bu olağanüstü süreci yaşamaya devam etmekteyiz. Birçok ülkede toplumun aşılama çalışmaları hızla devam etmektedir. Her alanda olduğu gibi aşılamada da sınıfta kalan iktidar, zamanında aklıselim bir politikası olmadığı ve çeşitlendirerek yeterince satın alamadığı için aşıları temin etmekte zorlanmaktadır.</p>
<p>Sadece insanları evlere kapatarak ve iş yerlerini kapalı tutmakla salgının sonlanmayacağını, aşılamanın zorunlu olduğunu tüm dünya kabul etti.</p>
<p>Biz de ise keyfiliğin ve kuralsızlığın hakim olması nedeniyle üst üste skandallar yaşanmaktadır. Gece yarısı Genel Kurul’a getirilen akıl almaz değişiklikle çeklerin bankaya ibrazı yasaklandığı daha unutulmadan şimdi de yabancı turist çekme adı altında Turizm ve Kültür Bakanlığının sömürge psikolojisi ile hazırlattığı skandal reklam filmi iktidarın insanımıza reva gördüğü yeri gözler önüne sermiştir.</p>
<p><b><i>İşyerlerini kapatmak zorunda kalan, işsiz kalan sayısız vatandaşımıza yapılan yardımlar vatandaşın derdine deva olmaktan çok uzaktır.</i></b></p>
<p>Gelişmiş ülkelerde kapanma nedeniyle çalışamayan veya işyeri kapanmak zorunda olan kişilere ciddi devlet yardımları yapılmaktadır.</p>
<p>Bizde ise iktidarın yönetim hatalarından ve yozlaşmasından dolayı vatandaşımıza yeterli maddi destek sağlanamamaktadır.</p>
<p>İşyerlerini kapatmak zorunda kalan, işsiz kalan sayısız vatandaşımıza yapılan yardımlar vatandaşın derdine deva olmaktan çok uzaktır. Elimizde imkânlar yok değil, sadece vatandaşa gelince yok. İktidar öncelikle göstermelik hibe paketleri ile vatandaşımızla dalga geçmeye son vermelidir.</p>
<p>Toplamda verilen doğrudan desteklerin milli gelire oranı %2’den azdır. Gelişmekte olan ülkelerde bu rakam %5’lerdeyken gelişmiş ülkelerde bu rakam %10’lardadır.</p>
<p>Dün açıklanan hibe miktarları da dünya ölçeğinde vatandaşlarına en az destek veren ülkelerden biri olduğumuzu tekrar göstermiştir. Çünkü hibe miktarı milli gelirin sadece binde biridir.</p>
<p><b><i>Demokrasilerde halktan helallik istemenin yolu bellidir, seçime gitmek!</i></b></p>
<p>Bugün Türkiye’de hükümet hiçbir şeyi kontrol edebilecek yetkinlikte değildir. Zaten bozulmuş olan ülke ekonomisi pandemi sürecini yönetemeyen iktidar sayesinde tamamen alt üst olmuş durumdadır.</p>
<p>Oysa esnafımız üç haftadır çalışmamaktadır. İşsizlik ve yoksulluk her geçen gün artmaktadır.</p>
<p><strong>Esnaf kan ağlamaktadır.</strong></p>
<p>Ve tüm bu tablonun müsebbibi olan sayın Cumhurbaşkanı sorumlu bir politika uygulamak yerine, çıkıp halkımızdan helallik istemektedir.</p>
<p>Demokrasilerde halktan helallik istemenin yolu bellidir. Millete hesap vermenin tek yolu sandıktır.</p>
<p>Yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluğa mahkum ettiğiniz ülkemizin refaha kavuşmasının tek yolu keyfilikten uzak ve aklıselim bir anlayışın iktidara gelmesidir.</p>
<p><b> </b><b>AK Parti’ye oy vermiş olan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: “AK Parti’ye, ülke 90’lara geri dönsün, mafyalar, suç örgütleri devletin içinde cirit atsın, vatandaşa her türlü hukuksuzluk reva görülsün diye mi oy verdiniz?”</b></p>
<p>Bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket adaletsizlik ve hukuksuzluktur. Çünkü içinde bulunduğumuz tüm felaketlerin ana kaynağı hukuksuzluktur.</p>
<p>Paralel yapıları da terör örgütlerini de mafyayı da, suç örgütlerini de başımıza bela eden şey hukuksuzluktur, adaletsizliktir.</p>
<p><strong>Unutmayın; ‘Adalet mülkün temelidir.’</strong></p>
<p>Ve maalesef bugün Türkiye’de hukuk ve adalet ayaklar altındadır.</p>
<p>Bugün Türkiye; 90’ların mafyalarının sefa sürdüğü; fakirleştirilmiş vatandaşlarımızın ise sloganla, hamasetle ve ‘biz gidersek onlar gelir’ tehditleriyle susturulduğu keyfi bir yönetimdir.</p>
<p>AK Parti’ye bunun için mi oy verdiniz? Ülke 90’lara geri dönsün, mafyalar, suç örgütleri devletin içinde cirit atsın, vatandaşa her türlü hukuksuzluk reva görülsün diye mi oy verdiniz?</p>
<p>90’ların derin devleti, kirli siyaseti deyince akla ilk gelen insanlarla ortak olunsun diye mi oy verdiniz?</p>
<p>Size birileri efendilik yapsın diye mi oy verdiniz?</p>
<p>Çoluk çocuğunuzun rızıkları yensin diye mi oy verdiniz?</p>
<p>İmtiyazlı çocuklar milyon dolarlık ihaleleri götürsün, fakir fukaranın çocukları da onların kapısında iş dilensin diye mi oy verdiniz?</p>
<p>Sizi işsizliğe, yoksulluğa, siftahsız kepenk kapatmalara ve tüm bu adaletsizliklere mahkûm edenlerken, kendi zenginliklerinden ve lükslerinden taviz vermesinler diye mi oy verdiniz?</p>
<p>Gelişmiş ülkeler vatandaşlarını hızla aşılamış normalleşmeyi konuşurken biz evlerimize kapanmış, dükkanlarımız kapalı, hiçbir devlet desteği olmaksınız hayatta kalma mücadelesi verirken, hiçbir sorumluluk üstlenmeden ‘helallik’ isteyenleri hak etmiyoruz.</p>
<p>Değerli kardeşlerim, biz bunu hak etmiyoruz. Biz bu yönetimi hak etmiyoruz. Biz böyle bir Türkiye hak etmiyoruz.</p>
<p>Hep birlikte adil, demokratik ve mutlu bir ülkede yaşamayı hak ediyoruz. Ve bunu başarabiliriz.</p>
<p><b> </b><b><i>Biz gençlere inanıyoruz. Onları geleceğimiz değil öncelikle bugünümüz olarak kabul ediyoruz.</i></b></p>
<p>Yarın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını idrak edeceğiz. Bu vesile ile başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere ülkemizin bağımsızlığı için mücadele etmiş herkesi saygıyla ve rahmetle anıyorum.</p>
<p>Biz gençlere inanıyoruz. Onları geleceğimiz değil öncelikle bugünümüz olarak kabul ediyoruz.</p>
<p>Gençlerimizin dilediği gibi yaşayabildiği, işsizliğin ve yoksulluğun son bulduğu, hukukun, demokrasinin ve özgürlüğün egemen olduğu bir Türkiye umuduyla,</p>
<p>Türkiye’nin gerçek bir hukuk devleti olması umuduyla,</p>
<p>İleri bir demokrasiyi hep birlikte inşa edeceğimize olan inançla …</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sözleşmesi İnsan Hakları İçin Bir Güvencedir!</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/istanbul-sozlesmesi-insan-haklari-icin-bir-guvencedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2021 12:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3529</guid>

					<description><![CDATA[CİSST, &#8220;İstanbul Sözleşmesi İnsan Hakları İçin Bir Güvencedir!&#8221; Ceza İnfaz Sisteminde Sivil toplum Derneği  yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;2011 yılında İstanbul’da imzaya açılan ve Türkiye’nin ilk&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>CİSST, &#8220;İstanbul Sözleşmesi İnsan Hakları İçin Bir Güvencedir!&#8221;</h2>
<p>Ceza İnfaz Sisteminde Sivil toplum Derneği  yaptığı yazılı açıklamada, &#8220;2011 yılında İstanbul’da imzaya açılan ve Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden (İstanbul Sözleşmesi) Türkiye’nin çekilmesi, üstelik de usuli olarak da tartışmalı bir yöntemin benimsenmesi mahpus kadın, kız çocukları ve LGBTİ+ların maruz kaldığı hak ihlalleri ile çalışan bir dernek olarak bizi de kaygılandırmıştır.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi, kadınlar, kız çocukları ve LGTBTİ+ ların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bağlamında maruz kaldıkları şiddeti önlemek ve ayrımcılığa karşı durmak üzere yazılmış bir Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. Hapishaneler de normatif yapıları sebebiyle özellikle mahpus kadın ve LGBTİ+ların sıklıkla şiddete maruz kaldıkları kapalı alanlardır ve İstanbul Sözleşmesi ayrımsız şekilde mahpus kadınları ve LGBTİ+ların güvencesidir.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi ayrımsız şekilde tüm kadınların, kız çocuklarının ve LGTBTİ+ ların maruz kaldığı şiddeti önlemek, failleri cezalandırmak, özneleri şiddetten korumak ve bunları yaparken de devletin bütüncül politikalar oluşturmasını sağlamak üzerine kuruludur. Sözleşmenin koruması kapsamına cinsiyet temelli hapishane şiddetine maruz kalan mahpus LGBTİ+lar, gördüğü erkek şiddeti sebebiyle kendi hayatlarını savunmak sorunda kalan mahpus kadınlar da girmektedir.</p>
<p>Ayrıca belirtmek isteriz ki; uluslararası bir insan hakları sözleşmesinden böylesine bir yöntem ile çekilinmesi de diğer insan hakları ve mahpus hakları sözleşmeleri bakımından da bir tehdit arz etmektedir. İnsan haklarına saygılı ve demokratik bir ülkede yaşamanın gereği olarak mahpuslar da dahil olmak üzere ayrımsız şekilde herkesin temel hak ve özgürlükleri güvence altına alınmak zorundadır.  Yetkili mercileri fesih fikrinden vazgeçmeye ve İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere insan haklarını korumayı temel alan tüm metinlerin gereklerini yerine getirmeye davet ediyoruz&#8221; denildi..</p>
<p>Ceza İnfaz Sisteminde Sivil toplum Derneği (CİSST)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hapishanelerden Gelen Koronavirüs (COVID-19) Kaynaklı  Şikayetle</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/hapishanelerden-gelen-koronavirus-covid-19-kaynakli-sikayetle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Jan 2021 09:39:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hapishanelere güneş doğmuyor.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3195</guid>

					<description><![CDATA[01-15 Ocak tarihleri arasında, Hapishanelerden Gelen Koronavirüs (COVID-19) Kaynaklı Şikayetler hiç iç açıcı değil&#8230; Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine 01-15.01.2021 tarihleri arasında danışma hattından&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>01-15 Ocak tarihleri arasında, Hapishanelerden Gelen Koronavirüs (COVID-19) Kaynaklı Şikayetler hiç iç açıcı değil&#8230;</p>
<p>Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğine 01-15.01.2021 tarihleri arasında danışma<br />
hattından gelen şikayetler, hapishanelerin ve mahpusların bilgileri gizli tutularak<br />
hazırladığı rapor kamu oyuna açıklandı.</p>
<p>Açıklamada şöyle denilmiştir;</p>
<p>&#8220;Koronavirüs salgınından güncel rapor tarihine kadar 131 farklı<br />
hapishaneden başvuru alınmıştır. Bu 131 kurumun 83’i kapalı ceza infaz kurumu, 48’si<br />
açık ceza infaz kurumudur. Hazırlanan raporlar belirtilen tarihleri kapsar ve bu tarihlerdeki<br />
güncel şikayetleri içerir. Raporları karşılaştırarak hangi şikayetlerin süreç içerisinde<br />
azaldığını, hangi konularda yeni başvuruların eklendiğini takip edebilirsiniz. Bu raporda da<br />
risk grubunda olan hasta mahpusların güncel sağlık sorunlarına, şikayetlerine ve taleplerine<br />
yer verilecektir.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hapishanelerde Kapasite Sorunu</span><br />
Hapishanelerde kapasite sorunu uzun süredir devam etmektedir ve mahpuslar bu sebeple<br />
birçok sorun yaşamaktadır. Aşağıda belirtilen sorunlara ek olarak kapasite aşımından<br />
kaynaklı birçok ihlal başvurusunun öne çıktığı söylenebilir. Mahpuslar koğuşlarının<br />
kalabalık, yatakların birbirlerine yakın mesafede olduğunu, bu yakınlıkta uyumak zorunda<br />
kaldıklarını, sosyal mesafe koyamadıklarını, açık hapishanelerde farklı koğuşlarda kalan<br />
mahpusların ortak alanlarda ve yemekhanelerde bir araya gelmek zorunda kaldıklarını<br />
aktarmışlardır.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Hapishanelerin Genel Durumu ve Hijyen Önlemleri</span><br />
 Salgın başlangıcında hapishaneler belli aralıklarla ve düzenli şekilde dezenfekte<br />
edilirken son dönemde bu sıklığın azaldığı, 6 aydır dezenfekte edilmeyen koğuşlar<br />
olduğu,<br />
 Bazı hapishanelerde bazı koğuşların karantina koğuşuna çevrilmesi sebebiyle diğer<br />
koğuşların kalabalıklaştığı, kalabalık sebebiyle koğuşlarda temiz hava akışının<br />
sağlanamadığı,<br />
 Bazı kapalı hapishanelerde koğuş pencerelerinin küçük olması sebebiyle yeterince<br />
havalandırılamadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde havalandırmaların keyfi olarak geç açıldığı ve erken<br />
kapatıldığı, havalandırmanın kapatılmasının temiz hava imkanlarını asgariye<br />
indirdiği,<br />
 Bazı hapishanelerde kaloriferlerin yeterince yanmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde infaz koruma memurlarının sosyal mesafe kurallarına uymadan<br />
üst araması yaptıkları yatak, kişisel malzemeler ve çöpleri aynı eldivenleri<br />
kullanarak koğuş araması yaptıkları, bu aramalar sırasında mahpuslara maske<br />
verilmediği,<br />
 Bazı hapishanelerde infaz koruma memurlarının koğuş aramalarında gerekli hijyen<br />
önlemlerini almaması, koğuşlarda kalan risk grubunda ve kronik hastalıkları olan<br />
mahpusları kaygılandırdığı,</p>
<p> Bazı hapishanelerde infaz koruma memurlarının sayım sırasında sosyal mesafeye<br />
uymadığı ve maske takmadıkları,<br />
 Bazı açık hapishanelerde infaz koruma memurları dışında çalışan kişilerin<br />
önlemlere uymadığı, mahpusların sağlık durumlarını riske attığı belirtilmiştir.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>Mahpusların Hijyeni</strong></span><br />
 Bazı hapishane idareleri koğuşlara sabun, çamaşır suyu ve dezenfektanı ücretsiz<br />
dağıtırken bazı hapishanelerde bu malzemelerin ücretsiz dağıtılmadığı,<br />
 Ücretsiz dağıtılan malzemelerin sınırlı ve ihtiyacı karşılama konusunda yetersiz<br />
olduğu, ücretini ödeyemeyen, maddi durumu iyi olmayan mahpuslara da yeterli<br />
malzeme sağlanmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde telefon görüşmesi yapan mahpuslara maske verildiği, bazı<br />
hapishanelerde ise mahpuslar talep etmelerine rağmen telefon görüşmesi veya<br />
koğuştan çıktıkları diğer alanlarda maske verilmediği, bazı hapishanelerde de infaz<br />
koruma memurlarının maskeyi tehdit aracı olarak kullandığı, bu nedenle<br />
mahpusların maskeye erişirken sorun yaşadığı,<br />
 Birçok hapishanede tuvaletlere temizlik ve hijyen malzemelerinin konulmadığı,<br />
 Banyoların kirli olduğu ve kalabalık koğuşlarda banyo kullanımı ve saatlerin<br />
kısıtlandığı,<br />
 Tuvalet ve lavabo sayısının az olduğu,<br />
 Bazı hapishanelerde suların kirli ve kullanılamaz olduğu, suların sık sık kesildiği,<br />
sıcak suyun sınırlı ve belirli zamanlarda verildiği,<br />
 Bazı hapishanelerde suya kota konulduğu bu nedenle düzenli koğuş ve kişisel<br />
temizliği yapılamadığı,<br />
 Kişisel hijyenin sağlanmasında sorunlar yaşandığı belirtilmiştir.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"><strong>Beslenme</strong></span><br />
 Bazı kapalı hapishanelerde verilen yemeklerin kalitesiz olduğu, hijyenik olmadığı<br />
ve yemeklerin soğuk verildiği,<br />
 Yemeklerin tüm mahpusların ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğu, akşam<br />
yemeklerinin yetersizliği sebebiyle mahpusların aç uyuduğu,<br />
 Tüm bu sorunlar sebebiyle hapishanelerde dağıtılan yemekleri yiyemeyen<br />
mahpusların beslenme ihtiyaçlarını kantinden karşılamak zorunda bırakıldıkları,<br />
 Yemeklerle birlikte dağıtılan ekmeklerin sayısının azaldığı, gramajı ve kalitesinin<br />
düştüğü,<br />
 Hapishanelerde dağıtılan yemeklerde et ve karbonhidrat dengesi sağlanırken artık<br />
ağırlıklı olarak pilav ve makarna verildiği,<br />
 Kantindeki ürünlerin pahalı ve ürün çeşitliliğinin az olduğu,<br />
 Bazı hapishanelerde 15 kişilik koğuşlara 10 adet meyve dağıtıldığı, ücret ödeyerek<br />
kantinden meyve ve sebze almak istediklerinde de yetersiz ürün olduğu, maddi<br />
durumu yetersiz olan mahpusların kantin fiyatları sebebiyle ek meyve ve sebzeye<br />
erişemediği,<br />
 Bazı açık hapishanelerde kantinin keyfi açılıp kapandığı, bu nedenle kantinin<br />
önünde sıra olduğu ve mesafenin azaldığı,</p>
<p> Diyet yemek verilmediği, diyet yemek veren hapishanelerde ise hastalıklar dikkate<br />
alınmadan tek tip diyet yemek verildiği,<br />
 Vitamin ve bağışıklık güçlendirici takviyelerin sağlanmadığı belirtilmiştir.</p>
<p><strong><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;"> Sağlık hakkına erişim</span></strong><br />
 Hasta, yaşlı ve risk grubuna giren mahpuslar için önlemler alınmadığı, temizlik<br />
malzemesinin dağıtılmadığı, mahpusların önlemlerini kendileri aldığı,<br />
 Bazı hapishanelerde doktorun revire gelmediği veya düzenli gelmediği, mahpusların<br />
İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı’na revir talepleri için dilekçe yazdıkları<br />
fakat cevap alamadıkları,<br />
 Bazı mahpusların 8 aydır revir doktorunu görmedikleri, durumlarına sağlıkçı<br />
olduğunu söyleyen kişilerin karar verdiği, mahpuslar şikayetlerini dilekçe yazarak<br />
aktardıkları ve bu dilekçelerdeki ifadeler doğrultusunda ilaç temini yapıldığı,<br />
 Bazı mahpusların revire çıksalar da tüm ilaçlara erişemedikleri, raporlu ilaçlarını<br />
alamadıkları ve tahlillerinin yapılmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde hasta mahpuslara ilaçlarının zamanında verilmediği,<br />
 Bazı mahpusların kendilerinde Kovid-19 belirtileri olduğunu düşündükleri, bu<br />
sebeple test olmayı talep ettikleri ve test taleplerinin karşılanmadığı,<br />
 Birçok hapishanede hastane sevklerinin ve düzenli tedavi görme olanaklarının<br />
olmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde sınırlı sayıda hastane sevki yapıldığı, bazı hapishanelerde<br />
hastane randevularının iptal edildiği, ameliyat tarihi gelen mahpusların<br />
randevularının da hastane sevklerinin yapılmaması sebebiyle ertelendiği,<br />
 Heyet raporu gerektiren ilaçların revirde ve ilçe hastanelerinde yazılamadığı<br />
durumlarda, daha büyük ve heyet bulunan hastanelerde yazılması gerektiği, bazı<br />
hastanelerin pandemi hastanesi olması nedeniyle mahpusların heyete çıkarılamadığı<br />
ve ilaca erişirken sorunlar yaşadığı,<br />
 Birden çok hastalığı olan mahpusların sadece bir hastalığı için hastaneye sevk<br />
edildiği, diğer hastalıkları için sevk edilmedikleri, tedavi olamadıkları ve diğer<br />
hastalıkları için tekrar sevk edilmeyi bekledikleri,<br />
 Birçok hapishanede diş ünitelerinin hizmet vermediği, hapishanelerdeki diş<br />
hekimlerinden hizmet alınamadığı, diş çekimi, dolgu vb. müdahaleler için gerekli<br />
ekipmanın bulunmadığı, yalnızca antibiyotik ve ağrı kesicilerle tedavilerinin<br />
yapıldığı, mahpusların hastane sevkleri yapılamadığı için dişten kaynaklı<br />
şikayetlerinin arttığı,<br />
 Revir doktorlarının mahpusların sağlık durumları sebebiyle hastaneye sevk<br />
edilmesinin gerekli olduğunu ifade ettikleri hallerde dahi hapishane idarelerinin<br />
hastane sevklerini gerçekleştirmediği, uzun zamandır hastane sevki yapılmayan<br />
durumu ağırlaşan hasta mahpuslar olduğu,<br />
 Kanser hastalığı başta olmak üzere düzenli takip edilmesi gereken hastalıkların<br />
takibinin yapılmadığı,<br />
 Bazı mahpusların acile kaldırıldığı, hastane doktorlarının yatırılması gerektiğini<br />
söylediği fakat mahpusların hapishaneye geri götürüldüğü,<br />
 Kronik hasta mahpusların hastane sevklerinin uzun zamandır yapılmamasının sağlık<br />
sorunlarının artmasına neden olduğu ve bunun durumlarını kritik aşamalara<br />
getirdiği,<br />
 Birden fazla mahpusun ringlerde taşınmasının bulaş riskini arttırdığı,</p>
<p> Mahpusların götürüldükleri hastanelerin bulundukları hapishanelerden uzak olması<br />
sebebiyle ringlerde kalma sürelerini ve hastalık riskinin arttığı,<br />
 Bazı hapishanelerde uyuz salgını başladığı belirtilmiştir.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Karantina Koğuşları</span><br />
 Hastaneden dönüşte 14 gün boyunca karantinada kalarak virüs kapma riskinin<br />
artacağı endişesiyle genel olarak tüm mahpusların hastaneye sevk konusundaki<br />
endişelerinin arttığı, hayatlarını tek başına idame ettiremeyen mahpusların da<br />
karantinada ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini bilemedikleri için hastaneye sevk<br />
olmak istemedikleri,<br />
 Yeni açılan veya karantina koğuşu yeni yapılan hapishanelerde koğuşların toz,<br />
toprak ve kireç kaplı olduğu, bu nedenle koğuşların hijyenik olmadığı ve solunum<br />
yolu rahatsızlıklarına sebep olduğu,<br />
 Hastaneye gitmek zorunda kalan ağır hasta mahpusların hastaneden döndükten<br />
sonra karantinada tutulduğu ve ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan mahpusların<br />
birçok problem yaşadıkları,<br />
 Gözlem altında tutulmaları ve tek başına kalamayacaklarına dair doktor raporları<br />
bulunan hasta mahpusların, karantina koğuşlarında tek tutulmaya devam edildiği,<br />
kendilerine hiçbir sağlık hizmetinin verilmediği ve düzenli olarak kontrollerinin<br />
yapılmadığı,<br />
 Bazı karantina koğuşunda kalan hasta mahpusların gerekli sağlık hizmetlerinden<br />
yeterince faydalanamadıklarını düşündükleri,<br />
 Bazı hapishanelerde karantina koğuşunda kalan mahpusların bu koğuşlara yeni<br />
alınan mahpuslar sebebiyle karantina sürelerinin arttığı, 15 günden çok daha uzun<br />
süreler boyunca karantina koğuşunda kalmak zorunda olan mahpuslar olduğu,<br />
 Bazı hapishanelerdeki karantina koğuşlarının hijyenik olmadığı ve yeterince<br />
havalandırılmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde karantinada tek tutulan mahpusların havalandırmaya<br />
çıkarılmadıkları veya havalandırma olmayan alanlarda tutuldukları, bu nedenle<br />
karantina koşullarının tecrit şeklinde uygulandığı,<br />
 Bazı hapishanelerde karantina olarak kullanılan alanların koğuş şeklinde olduğu,<br />
mahpusların kalabalık gruplar halinde kaldıkları,<br />
 Bazı açık hapishanelerde karantina koğuşları ile diğer koğuşların aynı tuvalet ve<br />
banyoyu kullandıkları,<br />
 Bazı hapishanelerdeki karantina koğuşlarının kapasitesinin üstünde mahpus<br />
barındırdığı, mahpusların yerde yattığı,<br />
 Bazı hapishanelerin karantina bölümlerinde kalan mahpusların gazete, radyo, TV,<br />
kitap, semaver gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpusların kurum kantininden ücret ödeyerek aldıkları<br />
radyolara el konulduğu, AM bandına erişimin engellenmesinin haber alma hakkını<br />
asgariye indirdiği,<br />
 Bazı hapishanelerde Kovid-19 şüphesi veya önlemleri sebebiyle karantinada tutulan<br />
mahpusların diğer mahpuslara göre telefon hakları ve açık havaya erişimlerinin<br />
sağlanmadığı,<br />
 Bazı ağır hasta mahpusların karantina koşulların olumsuz etkileri sebebiyle sağlık<br />
durumlarının daha da kötüleştiği belirtilmiştir.</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Vakalar</span><br />
 Mehmet Salih Filiz – Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu<br />
23 yaşında bağırsak kanseri tanısı kondu. Tedavisi devam ederken Antalya L Tipi Kapalı<br />
Ceza İnfaz Kurumundan Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna zorunlu sevk edildi.<br />
1 aydır Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalıyor. Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza<br />
İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında sağlığı kötüye gitti. Akciğerleri iyi değil ve sürekli<br />
kan kusuyor. Özel bir mama ile besleniyor. İlaçları Avrupa’dan geldiği gerekçesiyle<br />
kendisine verilmiyor. Maske ve temizlik malzemesi sağlanmamış. Bulunduğu koğuşta<br />
sosyal mesafe imkânı yok. Kendisini gören doktor acil hastane sevki istemesine rağmen<br />
hastane sevkleri yapılmadı. Hastane sevki yapılabilmesi için Filiz’den Kovid-19 olması ve<br />
herhangi bir sağlık ihlali durumunda yetkililerin bu durumu kabul etmeyeceğini içeren bir<br />
dilekçe imzalaması istendi. Ailesi ve kendisi hastaneye sevk olduktan sonra 14 gün<br />
hapishanede karantinada kalması gerekeceği ve tek başına hayatını idame ettiremeyeceği<br />
için hastaneye sevk olması konusunda endişeli.<br />
 Deniz Yıldırım – Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu<br />
4 yıldır tutuklu. Bağırsak ve kolon kanseri. 31 Ocak tarihinde ameliyat oldu. İnce<br />
bağırsağının bir kısmı dışarıda. 9 Mart’ta kemoterapiye başladı ve kemoterapisi devam<br />
ediyor. Karantinada yalnız tutuluyor fakat ihtiyaçlarını tek başına gideremiyor. Ailesi<br />
herhangi bir sağlık problemi ile karşılaştığında yanında müdahale edecek kimse olmaması<br />
sebebiyle tek tutulmasının bir sorun olduğunu belirtiyor.<br />
Yıldırım, hastaneye sevk edildiği sırada temas ettiği kişilerin sayısına dikkat edilmemesi<br />
sebebiyle Kovid-19 oldu. Yıldırım’ın ailesi tedavi sonucunda testinin negatif çıktığını ve<br />
hastalığı atlattığını açıklamıştır.<br />
 Abdulsamet Durak – Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu<br />
Kalp krizi geçirdi. Hastanede anjiyo oldu ve var olan iki stentine ek olarak iki stent daha<br />
takıldı. Hastanede kaldığı 3 gün boyunca kelepçeli olarak tedavisi devam etti, psikolojik<br />
şiddete maruz kaldı. Hapishanede yeterli bakım sağlanamayacağını düşündüğü için bypass<br />
olmadı. Şu an hapishanede karantinada tutuluyor. Koğuşunda kalan bir arkadaşı yanında<br />
kalıyor ve bakımını sağlıyor.<br />
 Mehmet Emin Özkan – Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu<br />
Mehmet Emin Özkan 82 yaşında Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalıyor.<br />
Vücudundaki %87 oranında fonksiyon kaybının yanı sıra Alzheimer, kötü huylu guatr,<br />
yüksek tansiyon, bağırsak ve kalp hastalıkları ve beyninde baloncuk var. Alzheimer’dan<br />
kaynaklı hafıza kaybı ve iki kulağında da işitme kaybı var. Şimdiye kadar 5 kalp krizi ve 4<br />
anjiyo geçirdi. Hayatını tek başına idame ettiremeyen Özkan’ın bakımıyla aynı koğuşta<br />
birlikte kaldığı oğlu ilgilenmekteydi. Özkan’ın oğlu kendi isteği dışında farklı bir<br />
hapishaneye sevk edildi ve babasından ayrılmak zorunda kaldı. Oğlunun bakımıyla hayatını<br />
idame ettirebilen Özkan, sağlık sorunları sebebiyle telefon görüşü gerçekleştiremiyor,<br />
ailesiyle konuşamıyor. Ailesi de Özkan’ın sağlık durumunu takip edemiyor ve bilgi alamıyor.  Pandemi sürecinde, risk grubunda olan ve hiçbir tedavisi yapılamayan, Özkan’ın<br />
Adli Tıp Kurumu başvurusu reddedildi. 1</p>
<p><span style="font-family: 'arial black', sans-serif;">Diğer Şikayetler</span><br />
 Alınan yeni önlemlerle birlikte ziyaret hakkı yerine geçen telefon görüşünün<br />
haftada bir veya iki kere olmak üzere toplamda 20 dakika yapıldığı, bu görüşmede<br />
tek bir kişiyle konuşmak zorunda kaldıkları, bazı hapishanelerde ise haftalık telefon<br />
sürelerinin 10 dakikayla sınırlı tutulduğu,<br />
 Salgın sürecinde mahpusların aileleriyle diyalog kurdukları araçların<br />
sınırlandırıldığı,<br />
 Bazı hapishanelerde görüş kabinin görüşten önce ve sonra dezenfekte edileceğinin<br />
söylendiği, bu nedenle 1 saat sürmesi beklenen kapalı görüşlerin farklı gerekçelerle<br />
35-40 dakika yapıldığı, bu durumun uzak şehirlerden gelen mahpus yakınlarını<br />
psikolojik olarak zorladığı,<br />
 Kapalı görüşlerin en fazla iki kişi ile yapılabildiği, mahpusların talep etmesine<br />
rağmen bu sayının arttırılmadığı,<br />
 Mahpusların aileleriyle açık görüşler yapmak istediği, bu talepleri için başvurular<br />
yaptığı fakat açık görüşlerin sağlanamadığı,<br />
 Mahpusların kaldıkları hapishanelerin, ailelerinin ikamet ettiği şehirlerden uzak<br />
olması sebebiyle ailelerin görüşe gelemediği, 3 kişilik arkadaş görüş haklarını<br />
kullanamadıkları ve bu durumun mahpusların görüş hakkını engellediği,<br />
 Görüşe gelemeyen ailelerin mahpuslara koli gönderdikleri, bulaş riski taşımamasına<br />
rağmen bu kolilerin mahpuslara teslim edilmediği, aileler geri gönderilen kolileri<br />
tekrar gönderdiklerinde bazı hapishanelerin aldığı, bu tutumların değişkenlik<br />
gösterdiği,<br />
 Bu önlemlerle birlikte bazı kapalı hapishanelerde mahpusların kullandıkları ortak<br />
alanların tamamen kapatıldığı ve mahpusların kullanımına izin verilmediği,<br />
 Aynı koğuşta kalan ve temas halinde olan mahpuslar risk altında olmamalarına<br />
rağmen açık spor salonlarına çıkarılmadığı,<br />
 Hapishanelerde sosyal etkinliklerin yapılamadığı,<br />
 Mahpusların kütüphaneye çıkarılmadığı, bazı mahpusların kitaba erişemediği ve<br />
fotokopi haklarından faydalandırılmadığı,<br />
 Mahpusların farklı talepleri salgın koşulları gerekçe gösterilerek reddedildiği,<br />
 Bazı hapishanelerde Kovid-19 vakası olmamasına rağmen koğuş değişikliği<br />
taleplerinin reddedildiği,<br />
 Telefon hakkı sağlanan mahpusların telefon üzerinden şikayetlerini anlatamadıkları,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpusların yasal hakları olmasına rağmen idareye, savcılığa,<br />
mahkemelere ve anayasa mahkemesine yazdıkları dilekçelerin numaralarının<br />
kendilerine verilmediği ve başvurularının sonuçlarını alamadıkları, bu nedenle<br />
dilekçelerinin işleme alınmadığını düşündükleri,<br />
 Mahpuslar hapishanelerdeki hak ihlalleri ve şikayetlerini idari kurumlara başvuru<br />
yoluyla ilettikleri fakat bu başvurularla ilgili cevap alamadıkları,</p>
<p>1 12 kurumla birlikte hazırladığımız “Yaşlı ve Ağır Hasta Mahpus Mehmet Emin Özkan’ın Tedavisi<br />
Dışarıda Gerçekleşmelidir!” başlıklı basın açıklamasını bu linkten okuyabilirsiniz:<br />
http://cisst.org.tr/basin_duyurulari/yasli-ve-agir-hasta-mahpus-mehmet-emin-ozkanin-tedavisi-<br />
dısarıda-gerceklesmelidir/<br />
 Mahpuslar yaşadıkları sorunlara itiraz ettiklerinde infaz koruma memurları<br />
tarafından disiplin cezası ile tehdit edildiklerini,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpusların şikayetlerini yalnızca infaz koruma memurlarına<br />
aktarabildiği, koronavirüs önlemleri gerekçesiyle kurum idaresi ile görüşme<br />
taleplerinin kabul edilmediği,<br />
 Açık hapishanede kalan mahpusların herhangi bir konuda rahatsızlıklarını dile<br />
getirdiklerinde kapalı hapishaneye gönderilmekle tehdit edildiği,<br />
 Bazı hapishanelerde mektupların geç dağıtıldığı,<br />
 Salgınla ilgili şikayetlerini mahpuslar mektuplar üzerinden aktaramadıklarını,<br />
mektuplarının sansürlendiğini,<br />
 Bazı hapishanelerde iadeli taahhütlü mektupların iade koçanlarının mahpuslara<br />
verilmediği, pulla gönderilen mektupların mahpuslara ulaşmadığı,<br />
 Bazı hapishanelerde farklı koğuşlarda bulunan mahpusların ücretsiz<br />
mektuplaşmasına izin verildiği, pandemi ile koğuşlara arası ücretsiz<br />
mektuplaşmaların durdurulduğu,<br />
 Bazı hapishanelerde gazetelerin mahpuslara verilmediği veya sınırlı şekilde<br />
verildiği,<br />
 Bazı hapishanelerde salgın sürecinde kitaba erişim konusunda sorunlar yaşandığı,<br />
 Bazı hapishanelerde depolarda bulunan kitapların değişiminde uzun gecikmeler<br />
yaşandığı, bazı hapishanelerde 2 ayda bir mahpuslara kitap verildiği,<br />
 Bazı hapishanelerde kitap sınırlaması getirildiği,<br />
 Mahpuslara yeni yasal değişiklikleri ilgili bilgi verilmediği, iletişim sınırlılığı<br />
nedeniyle mahpusların bu değişiklikleri takip edemediği, bu sorunu gidermek<br />
amacıyla CİSST’in hazırlamış olduğu Mahpus Hakları El Kitabı’nı hapishanelere<br />
göndersek de bazı hapishanelerde kitabın mahpuslara verilmediği,<br />
 Mektup ve faks gibi iletişim araçlarının ücretlerinin arttığı, maddi imkanları<br />
olmayan mahpusların bu zamlardan etkilendiği,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpuslara dışarıdan gönderilen kıyafetlerin kendilerine haber<br />
verilmeden ailelerine geri gönderildiği veya depodaki kıyafetlerinin verilmediği,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpuslar mektuplarını kapalı zarfla avukatlarına<br />
gönderemediklerini,<br />
 Bazı hapishanelerde mahpusların altı aydır berbere çıkarılmalarına izin verilmediği,<br />
erkek mahpusların makas ve tıraş makinelerine el konulduğu, bu nedenle tıraş<br />
olamadıkları ve bu taleplerinin karşılanmadığı,<br />
 Hapishanelerde karantina kaynaklı vardiyalı çalışma sistemi sebebiyle mahpuslara<br />
yönelik kötü muamelenin, psikolojik baskının, sözlü ve fiziksel şiddetin arttığı,<br />
 İnfaz koruma memurlarının sayım sırasında mahpuslara psikolojik baskı yaptığı,<br />
 Koronavirüs önlemleri sebebiyle tüm sevklerin durdurulduğu fakat bazı<br />
mahpusların talepleri dışında zorunlu olarak farklı hapishanelere sevk edildikleri,<br />
 Açık hapishanelerde kalan mahpusların 3-7 gün arasında değişen izinleri<br />
koronavirüs salgını sebebiyle uzatıldığı, mahpusların bu süreçte çalışma izinleri ve<br />
farklı sosyal güvenceleri olmaması sebebiyle hastalanmaları durumunda sağlık<br />
hizmetlerinden faydalanamadıkları, devlet hastanelerinden hizmet alamadıkları ve<br />
özel hastanelere gitmek zorunda kaldıkları, bu durumun maddi olarak mahpusları<br />
fazlasıyla zorladığı,<br />
 İzne çıkan ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan mahpusların bu süreçte Sosyal<br />
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından destek alamadıkları belirtilmiştir.</p>
<p>Özel İhtiyacı Olan Mahpusların Karşılaştıkları Sorunlar<br />
 Ağırlaştırılmış müebbet mahpusların aileleriyle görüş gerçekleştiremediği, diğer<br />
mahpuslardan farklı olarak telefon haklarının bu süreçte artırılmadığı,<br />
 Ağırlaştırılmış müebbet mahpusların havalandırma saatlerinin azaltıldığı, günde bir<br />
saat havalandırmaya çıkarılan mahpusların yeterli temiz hava alamadıkları,<br />
 Spor, sohbet, atölye gibi etkinliklerin iptal edilmesi sebebiyle ağırlaştırılmış<br />
müebbet mahpusların havalandırma saatleri dışında sosyalleşemedikleri,<br />
 Pandemi sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet mahpusların daha çok çamaşır yıkadığı,<br />
havalandırmaya 1 saat çıkabildikleri için bu eşyaları odalarında kurutmak<br />
durumunda olduğu, bu nedenle solunum yolu sorunları ve romatizmal sorunların<br />
arttığı,<br />
 Tek başına tutulan ve ortak alanlardan diğer mahpuslar gibi faydalanamayan,<br />
sosyalleşme imkânı olmayan mahpusların aileleriyle görüşmelerinin de asgariye<br />
inmesinin tecrit koşullarını artırdığı,<br />
 Yabancı uyruklu mahpusların, sınırların kapalı olması sebebiyle para ve kargo<br />
alamadığı, yurtdışına telefon görüşlerinin de aksadığı, bazı yerlerde durduğu, yeni<br />
başlatılan görüşme hakkından faydalanamadıkları,<br />
 Bazı hapishanelerde radyolarda bulunan AM bandının yasaklanması sebebiyle<br />
yabancı uyruklu mahpusların yabancı dilde radyo kanallarına erişemedikleri,<br />
 Yabancı uyruklu mahpusların, haklarına erişemedikleri, kötü muamele, aşağılama<br />
ve ayrımcılığa maruz kaldıkları,<br />
 Bazı yabancı uyruklu mahpusların infaz yasasından faydalanabilmelerine rağmen<br />
denetimli haklarını kullanamadıkları,<br />
 Cinsiyet geçiş sürecinde olan trans mahpusların hastane sevklerinin durması<br />
sebebiyle cinsiyet geçiş süreçlerine devam edemedikleri, farklı gerekçelerle hormon<br />
ilaçlarına erişemedikleri,<br />
 Bazı hapishanelerde trans kadın mahpuslara kadın kıyafetlerinin verilmediği,<br />
 Risk grubunda olan 65 yaş üstü mahpuslar için hiçbir ek önlem alınmadığı,<br />
 Engelli mahpusların salgından kaynaklı farklılaşan ihtiyaçlarını karşılamak için özel<br />
bir çalışma veya planlama yapılmadığı,<br />
 Bazı kadın mahpusların koronavirüs önlemleriyle birlikte hapishanede beraber<br />
kaldıkları 0-6 yaş arası çocuklarını dışarıdaki diğer ebeveynlerine teslim ettikleri ve<br />
aylardır yanlarına alamadıkları bu nedenle hem kadın mahpusların hem de<br />
çocuklarının olumsuz etkilendiği,<br />
 Mahpus öğrencilerin okulların uzaktan eğitime geçmesi sebebiyle eğitim<br />
materyallerine ve hapishanelerdeki bilgisayarlara erişemedikleri, fotokopi<br />
çekemedikleri, dışarıdan gönderilen fotokopileri alamadıkları ve eğitimlerine devam<br />
edemedikleri belirtilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbrahim Çağlar&#8217;ı ölümünün 3. yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/ibrahim-caglar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 11:59:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[EDİTÖRDEN]]></category>
		<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim çağlar]]></category>
		<category><![CDATA[ito başkanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=3001</guid>

					<description><![CDATA[Değerli başkanımın,3 yıl önce bir aralık gecesi, zamansız hakka yürüyüşü, bizleri  kedere gark etti. Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun. Değerli başkanımın hakka yürüyüşünün 3.&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli başkanımın,3 yıl önce bir aralık gecesi, zamansız hakka yürüyüşü, bizleri  kedere gark etti. Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun. Değerli başkanımın hakka yürüyüşünün 3. yıl dönümünde  de onun yokluğunu hala yüreğimizde hissediyoruz. Ruhun şad olsun, allahın rahmeti seninle olsun, seni hiç ama hiç unutmayacağız.</p>
<p>Avrasya Haber Ajansı</p>
<p>Ailesi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi nedeniyle e-DuruşmaYaygınlaşıyor&#8230;</title>
		<link>https://istanbultv.web.tr/pandemi-nedeniyle-e-durusmayayginlasiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2020 10:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hukukcu]]></category>
		<category><![CDATA[SON HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SÖZ HUKUKÇUNUN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahaber.net/?p=2975</guid>

					<description><![CDATA[Yargıda dijitalleşme süreci son hızla devam ediyor. 07 Aralık 2020 tarihi itibariyle 28 ilde elektronik duruşma başlıyor. e-Duruşma sisteminin yaygınlaştırılması çalışmaları kapsamında 07.12.2020 tarihinden itibaren&#8230; ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="yazialan">
<h1><span style="font-size: 16px;">Yargıda dijitalleşme süreci son hızla devam ediyor.</span></h1>
<p>07 Aralık 2020 tarihi itibariyle 28 ilde elektronik duruşma başlıyor.</p></div>
<div class="videoalan"></div>
<div class="altyazi">e-Duruşma sisteminin yaygınlaştırılması çalışmaları kapsamında 07.12.2020 tarihinden itibaren İzmir, Bursa, Aydın, Adana, Antalya, Balıkesir, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van adliyelerinde Tüketici, İcra Hukuk ve Kadastro Mahkemelerinde e-Duruşma sistemi kullanıma açılacaktır. 07.12.2020 tarihi itibari ile &#8220;UYAP Avukat Portalı&#8221; üzerinden &#8220;Duruşma Sorgula&#8221; menüsünden sorgulama yapıldıktan sonra duruşmadan 24 saat öncesine kadar gerekçesi de yazılarak ilgili mahkemeye &#8220;e-Duruşma&#8221; talebi gönderilebilecektir. Başkan/Hakim tarafından talep değerlendirilerek kabul edilmesi durumunda e-duruşma yapılabilecektir.<br />
Avukatlık Kanunu Madde 49 ve Ceza Muhakemeleri Kanunu Madde 183 uyarınca e-Duruşma koşulları ile fiziki duruşma koşulları aynı olduğundan duruşma düzeninin sağlanması için gerekli hassasiyetin gösterilmesi, duruşma sırasında herhangi bir sesli veya görüntülü kayıt ya da nakil olanağı sağlayan cihazın kesinlikle kullanılmaması, e-Duruşma kullanımı için minimum 8 Mbit internet hattı ile bağlanılması, kullanılacak internet bağlantısının ortak kullanılan bir hat olmaması, duruşma esnasında başka bir uygulamanın kullanılmaması gerektiği, görüşme kalitesinin bağlantı sağlanan internet hattı kalitesine göre kullanıcı sorumluluğunda olduğu hususları bilgilerinize sunulu</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
