MEHMET BAYER – 18.03.2022 – HİBYA – 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçilmez kılan Dardanos Bataryası’nın Komutanı Hasan Efendi ile Takım Zabiti Mevsuf Efendi’ye ait yeni belgeler, Çanakkale Savaşları Enstitüsü araştırmacıları tarafından gün yüzüne çıkarıldı.



Çanakkale Boğaz Muharebeleri sırasında, boğaz tahkimatının en önemli savunma birimlerinden biri olan Dardanos Bataryası, 18 Mart 1915 günü büyük bir kahramanlık örneği sergilemişti. Kepez Burnu yükseltisinde konuşlu batarya, 18 Mart 1915 günü elde edilen zaferin en büyük kahramanlarından biriydi.
Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı, 2. Ağır Topçu Tugayı, 3. Ağır Topçu Alayı, 1. Ağır Topçu Taburu’nda 1. Batarya olarak görev yapan Dardanos, kara ve deniz topçusu arasında karşılıklı devam eden muharebeler boyunca çok sayıda isabet aldı.
18 Mart 1915 sabahı, saat 10.00’da önce 7, 20 dakika sonra ise 11 düşman zırhlısı boğaz önünde görüldü. Bunlardan 5’i boğazdan içeri girmeye çalışırken, diğerleri Kumkale ve Seddülbahir önünde bir süre bekledi, daha sonra Hisarlık, Tenker, Domuzdere, Karanlık Liman ve Karantina civarlarını ateş altına aldı. Saat 11.30’da ise Dardanos’a ateş başladı. Bir süre sonra 6 zırhlı daha muharebeye dahil oldu.
Dardanos Bataryası, saat 12.00 civarında ateşe başladı ve 1 saat kadar bu mücadelesini sürdürdü. Ancak bir süre sonra Dardanos’un topları, yoğun toz, toprak parçaları ile iğnelerinin barut çamurundan şişmesi nedeniyle ateş edememeye başladı. Bu süre içinde toplar temizlenirken, personel korunaklı mahallere alındı.
Hasan ve Mevsuf efendiler şehit oldu
Arızadan dolayı ateş kesildiği sırada Batarya Komutanı Hasan Efendi, gerekli tamir işlemleri hakkında bilgi almak için telefona geldi. Tam bu sırada, bulundukları sargı mahalline isabet eden merminin patlaması sonucu Mülazım-ı Evvel Hasan Efendi, Takım Zabiti Mevsuf Efendi ve 4 sıhhiye neferi, suların tahliyesi için açılan hendekte şehit düştü. Telefoncu er İbrahim ile yedek subay adayı İzmirli Halim Efendi de daha sonra şehitlik mertebesine ulaştı. Bunun üzerine bataryada geçici bir sessizlik hakim oldu.
Mülazım-ı Evvel Hasan Efendi, vazifesi ve mesleğine bağlı, çalışkan, sakin bir subaydı. Dardanos’un önemli pozisyonu dikkate alınarak, bu bataryanın fedakar bir elde bulundurulması için 8. Obüs Alayı’ndan alınarak burada görevlendirilmiş, toplarına gösterdiği bakım, görevi sırasındaki heves ve gayreti, mesleğindeki liyakat ve iktidarıyla büyük hizmetler vermişti.
Mevsuf Efendi de en şiddetli ateş altında, toptan topa koşarak en buhranlı zamanlarda maiyetinin maneviyatını yüksek tutmuş, cesur ve genç bir subaydı. Nitekim 2. Tugay Komutanı Albay Mustafa Talat Bey, gün sonu bağlılarına gönderdiği raporda iki subayın kaybını şöyle iletmişti: ”Bugünkü zayi’atımız arasında en büyük zıya’, bu iki genç arslan yavrusunun şehadetidir. Cenab-ı Hak bu muhterem şehidleri, eltaf-ı samedaniyesine mazhar ve millet-i Osmaniyeyi mes’ud ve muzaffer buyursun.”
Yeni veriler
Dardanos Bataryası hakkında mevcut literatürde yer alan bilgiler dışında, Çanakkale Savaşları Enstitüsü tarafından yayımlanan 3. Ağır Topçu Alayı’na ait harp ceridelerinden yeni veriler ortaya çıktı.
Bu veriler, Hasan ve Mevsuf beylerin kişilik tasvirleri, şehit oldukları an ve o an yaşananlar hakkında detaylı bir içerik sunuyor. En dikkati çekici ise 3. Alay Komutanı Yarbay Ömer Zeki Bey imzalı belge. Yeni elde edilen bu belgede, 18 Mart 1915 günü düşmanın ”cehennemi ateşlerine” karşı cansiperane savunurken şehit olan Dardanos Bataryası Komutanı Hasan Efendi ve Takım Zabiti Mevsuf efendilerin aile ve efradının maddi anlamda darlık yaşamaması için icap eden dul ve yetim maaşlarının tahsis edilmesini içeriyor.
Belge içinde yer alan tabloda 2 şehidin de medeni halleri, aile fertleri ve ayrıntılı, açık hane adresleri yer alıyor. (Hibya Haber Ajansı)
”Çanakkale Zaferi”, Türk askerinin direnme gücünün, fedakarlığının, millet sevgisinin abideleşen simgesidir. O güne kadar yenilgi yüzü görmeyen İngiliz ve Fransız donanması, 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nda ağır bir darbe alarak gemilerini ve yüzlerce askerini kaybetti. Türk tarafında ise bu şanlı zafer, adeta bayram havası yaşattı, zafer kutlamaları yapıldı.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Tarihçi yazar Ahmet Yurttakal, HİBYA’ya yaptığı açıklamada, zaferinin mimarı, Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa’ya yıllar sonra 18 Mart 1915 gününün en kıymetli anının sorulduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
”O gün güneşin son ışıklarıyla boğazdan perişan halde çıkmakta olan düşman filosunun görünüşü idi’ cevabını vermiştir. O gün (18 Mart) tabya ve bataryalar çeşitli ebat ve cinste toplam 2 bin 250 mermi harcadı. 18 Mart’ta tüm tabya ve batarya personeli canla başla çalıştı. Hatta bazı tabyalarda bulunan toplar menzile göre atış yapmadı. Ertesi gün gelseler de geçme ihtimali mümkün değildi. Cevat Paşa, bu durumu şöyle anlatıyor, ‘O gece tabyalardaki bütün efrad gündüz ki müthiş yorgunluğa rağmen gece sabaha kadar çalışarak, tabyalarının harap olan yerlerini tamir etmişler, topları gömüldükleri toprak yığınlarından çıkarmış, temizlemiş ve ertesi gün ateşe hazır vaziyete getirmişlerdi. Her ihtimali nazarı dikkate alarak ertesi güne hazırlanmıştık. Ben de bu çalışmaların bir kaçına gittim. Herkes o kadar büyük bir gayretle çalışıyordu ki yorulduklarını hissettiklerini adeta cebren oturtup dinlenmelerini temin edebiliyordum. Bunun için bazı yerlere gidemedim. Yanlarında bulunmam onların daha fazla yorulmalarına sebep oluyordu.”
Yurttakal, müttefik filonun 18 Mart 1915’te muharebeye katılan güçlü savaş gemilerinden üçünün (Bouvet, Ocean, Irresistible) batarak boğazın serin sularına gömüldüğünü, dördünün ise (Inflexible, Gaulois, Suffren ve Agamemnon) savaş dışı kalarak kullanılamaz hale geldiğine işaret etti.
Batan 3 gemideki asker ve top zayiatı hakkında bilgi veren Yurttakal, ”10 adet 30,5’lik top, 2 adet 27,5’lik top, 24 adet 15’lik top, 8 adet 10’luk top ki toplam top kaybı 44’tür. Asker zayiatı ise 800’ü bulmuştu.” ifadesini kullandı.
Ahmet Yurttakal, Türk tarafında ise 4 subay ve 22 erin şehit düştüğünü, 1 subay, 52 erin yaralandığını belirterek, şunları kaydetti:
”Harbe katılan mahdut (az) sayıdaki Alman askerinin kayıpları, ölü ve yaralı olarak 18’dir. Türk-Alman toplam zayiat 97’yi bulmuştur. Boğaz savunmasında asker ve kumandanlar büyük bir başarı kazanmışlardı. Yokluk ve sıkıntıyla bu zaferi kazanarak, tüm dünyaya adeta ders vermişlerdir. Yere düşen bir milletin silkelenip, tekrar ayağa kalktığı yerde bir destan yazıldı. Tarihte ‘Çanakkale Geçilmez’ olarak yer aldı.”




