‘Gerçekte kaç kişi öldü, bilmiyoruz...?

Deva’nın Eğitim Eylem Planı açıklandı

Eğitimde adaletsizliğin gerçek anlamda can yakıcı olduğu günlerdeyiz.
Hayatın tüm yönlerini olumsuz etkileyen başarısızlığı tersine çevirmeye kararlıyız.
Mahallelere göre eğitim kalitesinin değiştiği, nitelikli eğitime erişilemediği, okul
sıralarında aç karınla oturan çocukların olduğu bir dönemde eğitim eylem planımızı
hazırladık.
Merkezinde insanın, zemininde ise hukuk ve özgürlüğün yer aldığı bir model
tasarladık.
Türkiye’nin 21. yüzyılın dünyasında kendisinden emin, mutlu, huzurlu ve sağlıklı
yetişmiş donanımlı insan gücüyle damgasını vurmasını sağlayacak bir yol haritası
ortaya koyduk diyen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan,” Biz eğitimi tek tip bireyler yetiştirme aracı olarak görmüyoruz. Öğrenen, bilgiye
erişebilen, sorgulayan gençlerle ülkemizin topyekûn yükseleceğine inanıyoruz. Bu
nedenle eleştirel düşüncenin önünü ardına kadar açmayı hedefliyoruz.
Ülkemizi; analitik düşünen, hayalleri kalıplara sığmayan, özgür bir nesil ile birlikte
yönetmek istiyoruz.
Türkiye’nin sahip olduğu tüm imkânları çocuklar için seferber etmeye hazırız.
İlerleyen sayfalarda eğitimin tüm kademelerini ve paydaşlarını kapsayan çözüm
önerilerimizi bulacaksınız.

Eğitimde ezber bozmaya hazırlanıyoruz.

 
Eğitimi yeniden ele almalıyız!

Dünyanın hızla dijitalleşerek bilim ve teknoloji, inovasyon ve girişimcilik temelli değiştiği zamanımızda,
eğitimin ana gündem olması kaçınılmazdır.
Küresel rekabetin önemli bir paydaşı olabilmemiz, dinamik istihdam piyasasının taleplerini
karşılayabilmemiz ve insanlarımızın mutluluğunu tesis edebilmemiz için, eğitimin hayati rol oynadığını
görmekteyiz. Aynı zamanda toplumsal hayatımızın demokrasi, eşitlik ve adalet ekseninde yeni
dünyanın bir parçası olması; ülkemizin orta gelir tuzağından çıkması için de eğitimi önemli bir araç
olarak görmekteyiz.
Dijitalleşme, ekonomimizi ve toplumumuzu hızla değiştirmekte; otomasyon ile yeni yetenek ve beceri
alanlarına olan ihtiyaç, istihdam piyasasının ve toplumsal hayatın parçası olmanın şartı olarak ortaya
çıkmaktadır. Bu da geleneksel istihdam tanımını temel olarak değiştirmekte hem gençlerin hem de
yetişkinlerin hayat boyu eğitim döngüsünün içinde kalma zorunluluğunu ortaya çıkartmaktadır.
Mustafa Ergen
DEVA Partisi
Eğitim Politikaları Başkanı

Bugün içinde bulunduğumuz dünya görüşü, “eğitim” kavramını, bilinenin ya da ezberde olanın ötesine
taşımaktadır. Eğitim, öğrenci, öğretmen, okul, mekân, yaş, süre, eğitim programı gibi sınırlı değişkenlere
yüklenen anlamları büyük ölçüde değiştirerek; eğitime “her zaman her yerde ulaşılabilir eğitim” arayışını
ortaya çıkartmaktadır. Bu arayış, doğa bilimlerinde hâkim olan baskın paradigma değişiminin, toplum hayatına;
dolayısıyla da eğitime yansıması ile başlamıştır. Her yaş dönemi ve eğitim kademesinde yer alan her kişi;
demokratik, özgür, eşitlikçi, hoşgörülü, kapsayıcı ve mutlu öğrenme ortamlarını talep etmektedir. Bu talepler,
daha insan merkezli ve daha mutlu birey özelliğini tarif etmektedir. Günümüz dünyasında eğitime ilişkin
beklentiler, “insanı” merkeze alan bir eğitim anlayışını gerekli kılmıştır.
İşte tam da bu nedenlerle “insan” faktörü eğitim politikamızın merkezinde yer alıyor. Erken çocukluk eğitiminden,
yükseköğretim sürecine değin tüm öğretim kademelerinin eğitim programlarını, eğitim yönetimini, eğitim
ortamlarını, yöntem ve teknikleri ile ölçme ve değerlendirmeye kadar eğitim sisteminin tüm bileşenlerini bu
odak üzerinden irdeledik.
Eğitim politikamızın merkezine aldığımız öğrencilerimizi, dünün ezberi olan hayata hazırlamak değil; “gerçek
yaşamın içinde” yetiştirerek yaratıcı davranışlarını geliştirmek temel amaçlarımızdan biri olacak. Bunun için
okullarımıza birer toplumsal laboratuvar niteliği kazandıracağız.
Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) alt yapısını daha fonksiyonel hale getirerek içerik, akademik kadro, fiziki alt yapı,
finans, ölçme, değerlendirme ve teftiş mekanizmalarını yeniden yapılandıracak, bilimsel veriye dayalı, şeffaf
ve hesap verebilir biçimde yöneteceğiz. Verimlilik ve ölçeklendirme kazanarak devlet okullarının özel okul
konforuna ulaşmasını sağlayacağız.
Eğitimi, MEB, Yükseköğretim, Meslek Liseleri ve Yüksek Okulları, TÜBİTAK, TÜBA, KOSGEB gibi kurum ve
kuruluşların ilgili bölümleriyle beraber düşünerek “TÜM Eğitim Sistemi” anlayışıyla 4 kademe (Erken Çocukluk,
İlkokul, Ortaokul, Lise) + Hayat Boyu (Üniversite ve Sonrası) çerçevesinde (4∞ sembolü ile) değerlendireceğiz.
Çünkü, son on yılda gözlemlenen toplumsal değişimlerin, ekonomik gelişmeler sonucunda oluştuğu, ekonomik
gelişmelerin ise, o toplumun eğitim sistemine bağlı olarak gerçekleştiği biliniyor. Bu bağlamda, eğitim eylem
planımızı yenilikçi/reformist bir yaklaşım ile oluşturarak eğitim politikalarımızı bu yaklaşım üzerine inşa ettik.
Zaten pek çok verimsizliğin olduğu eğitim sistemi, KOVİD-19 salgınıyla daha da fazla hasar aldı. Bugün zorunlu
eğitim çağındaki yaklaşık 676 bin çocuğumuzun eğitim sistemi dışında kalması; öğrencilerin sekiz yıllık temel
eğitimin sonunda sözel ve sayısal alanda düşük performans göstermesi; Yüksek Öğretim Kurumları (YKS)
sınavı, Temel Yeterlik Testi (TYT)’den 150 puan barajının altında kalan ciddi bir aday kitlesinin oluşması; 2,5
milyon YKS adayı gencin 1,5 milyonunun sistem dışında kalması; öğretmenliğin artık profesyonel bir meslek
alanı olarak görülmemesi; ataması yapılamayan, ücretli, sözleşmeli, PİKTES’li öğretmenler sorunu; eğitim
yönetiminde yaşanılan liyakat sorunları ve okul öncesi eğitimin ihmal edilmesi ve daha pek çok sorunla karşı
karşıyayız.
Ortaya koyduğumuz eğitim politikalarının çerçevesini, sistemi yapısal olarak değiştirerek etkili, kapsayıcı ve
sürdürülebilir bir model inşa edecek şekilde oluşturduk. Teknik ihtiyaçlarla toplumsal beklentileri bir araya
getirmek için konuyla ilgili istatistiklerden, bilimsel literatürden ve toplumsal araştırmalardan istifade ettik.
Örneğin, üstün yetenekli öğrencilerin yeni yapı ve yaklaşımlarla eğitiminden, pedagojik formasyon eğitimi
sertifika programlarına, kapsamlı öğretmen atamalarından güvenli istihdama kadar eğitim sisteminin tüm
bileşenlerini kapsamlı bir şekilde ele aldık.
Özel eğitim hizmetlerinin niteliğini artırarak yıllardır ihmal edilen veya görmezden gelinen -neredeysetoplumun dışına itilmiş özel çocukları (Otizm, Down, Asperger, Spastik, Serebral Palsi, zihinsel ve bedensel
engelli tüm çocuklar) ve ailelerini de sahiplenecek bir yapı önerdik. Bu onların hayatları boyunca her anlamda
yanlarında olmayı taahhüt ettik. Bu çocuklar için her ilde ve büyük ilçelerde tüm gün 8.30-17.30 arası ve hayat
boyu eğitim görecekleri, sağlık hizmetlerinin sunulduğu, spor ve sanat faaliyetleri yapabilecekleri, tarım ve
hayvancılıkla ilgilenebilecekleri, psikolojik destek alabilecekleri eğitim kampüsleri açacağız.

Ülkemizin coğrafi bölgeleri arasındaki istihdam ve gelir düzeylerinin, eğitim düzeyine bağlı olarak
görece farklılaştığı gerçeği ile, bazı bölgelerdeki cinsiyet ayrımının, çocuklarımızı eğitim döngüsünün
dışında bırakması sonucunda ortaya çıkan mağduriyet, çocuk istismarı ve çocuk yaşta evlilik gibi
travmatik durumlara engel olacağız.
Genel toplumun sadece yüzde 17’sinin, 18-24 yaş aralığındaki gençlerin ise yüzde 7’sinin eğitim
sisteminin iyi/çok iyi olduğunu düşündüğü, yüzde 55’inin de eğitim sistemini kötü/çok kötü bulduğu,
eğitim sistemi olmaktan çıkmış, adeta “entropiye” uğramıştır. Bunun yanı sıra, 18-24 yaş grubu her
dört gençten birinin eğitimin kendisine bir şey katmadığını düşünmesi, eğitim programları, öğrenme
sürecinin ve diplomaların nitelikten yoksun olduğunun göstergesidir.
Ülkemizde her 10 gençten 7’sinin eğitim sisteminin kötü/çok kötü olduğunu düşündüren unsurları
ortadan kaldırarak gençlerimize umut vereceğiz. Onları Türkiye’nin entelektüel sermayesinin temeli
haline getirerek ülkemizi pek çok alanda atılım yapmasını sağlayacağız. Bu amaçla belirlediğimiz her
hedefin uygulama sürecini etkin şekilde takip edecek ve denetleyeceğiz.
18-24 yaş grubu gençlerimizin yüzde 34’ü eğitimin, sınavlara dayalı olarak gerçekleştirilmesi sorununun
çözülmesini talep ediyor. Eğitim Eylem Planı kapsamında, öğreneni öğrenme sürecinin merkezine
alarak “sonuç değerlendirmenin” yanı sıra, “süreç değerlendirme” ölçümlerini yüzde 50 oranında
kullanmayı sağlayacak yapısal değişiklikleri hedefledik.
LGS benzeri liseye giriş sınavlarını sonlandırmak ve üniversite sınav stresini azaltmak ile ilgili hedefler
de eğitim politikalarımız arasında yer alıyor.
YÖK’ü kaldırarak tüm üniversitelere bilimsel, idari ve mali özerkliklerini vereceğiz ve eğitim fakültelerini
yeniden yapılandırarak öğretmenlerini özgürce yetiştiren kurumlar haline getireceğiz. Aynı zamanda,
öğretmenliğe giriş kriterleri ile öğretmen eğitimi sürecinin niteliğinin artırılması, meslek kanununu
yenileyerek ve liyakati öncelemek suretiyle öğretmenin toplumsal statüsünü arttıracağız. Böylece
nitelikli öğretmen ihtiyacını karşılamış olacağız.
Gençlerimizin yüzde 33’ü eğitimin siyasetin kontrolünde olduğunu düşünüyor. Bu sorunu eğitim
sisteminin hedeflerini uzun vadeli devlet politikası haline dönüştürerek çözeceğiz. Eylem planımızda
yer alan kısa ve uzun vadeli hedefleri gerçekleştirme mekanizmasını, eğitim yaşı perspektifi ile
oluşturduk. Unutmamak gerek ki eğitimde bir yaş 25 yıldır ve bu da eğitimde yapılacak olan en
küçük değişimin bile “bir neslin” yaşamına etki etme potansiyeli vardır. Bunu dikkate alarak eğitimi
siyasallaştıran tüm argümanlara son vererek; eğitim sistemimizi eşitlikçi, demokratik ve özgür iradeyle
öğretmenlerimizin merkez alınacağı bir yapıya dönüştüreceğiz.
Genel toplum ve gençlerin yaklaşık yüzde 95’inin nitelikli eğitimin herkes için parasız olmasını önemli/
çok önemli bulmaları, Eğitim Eylem Planını hazırlarken bize önemli ölçüde yön verdi. Gençlerin en
sorunlu eğitim kademeleri olarak gördüğü “lise ve üniversite” eğitimi sürecini; eğitim programlarından,
eğitimde işgücü, fiziksel mekân, teknolojik altyapı ve ekipman planlamasında adımlar atarak
çözeceğiz. Paralel olarak, hedeflerimizin bir odağı da “lise diplomasına” sahip gençlerimizin hayata
etkin katılımını sağlayacak bilgi, beceri ve yetkinliklere sahip olmalarını sağlamak oldu. Liseleri
sadece yükseköğretime hazırlık kursu olma durumundan çıkartıp gerçek, amaçlarına uygun “erken
yükseköğretim” kurumlarına dönüştüreceğiz.
Toplumumuzun yaklaşık yüzde 94’ünün kız çocuklarının ve genç kadınların eğitime katılımını
artırmak için geliştirilecek olan teşvikleri, önemli/ çok önemli bulmaları eğitim eylem planımızı
şekillendirmemizde başka önemli bir gösterge oldu.

Geçtiğimiz günlerde MEB’den yapılan açıklamada, okula gitmeyen 280 bin kayıt dışı öğrenci olduğunu
açıkladı. Binlerce çocuğun nerede olduğunun bilinmediği bir eğitim sistemini kökünden değiştirmek amacıyla
oluşturduğumuz, Eğitim Eylem Planımızı toplumsal ihtiyaçları dikkate alarak yapılandırdık hatta “Eğitim Destek
Banka Kartı” ile ihtiyaç sahibi tüm öğrencilerimizin eğitim ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle yapılandırdık.
Bugün Türkiye’de 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 60’ının eğitim döngüsünde olmadığı ve 25-64
yaş aralığındaki her iki yetişkinden birinin ortaöğretim mezunu dâhi olmadığı bir toplumsal fotoğraf ile karşı
karşıyayız. Bu fotoğraf hem kendi iç dinamiklerimiz hem de OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, “siyah-beyaz ve
flu” bir fotoğraftır.
DEVA Partisi Eğitim Eylem Planı, çağımızın talep ettiği insan profiline uygun olmayan bu fotoğrafı en kısa
zamanda “renkli ve parlak” bir görüntüye kavuşturmak için hazırlandı. Reform niteliğindeki bu plan ile, Beyaz
Zambaklar Ülkesinde adlı edebiyat eserinde anlatılan eğitim reformu yolu ile ülke kalkınması öyküsünü
ülkemizde de gerçekleştireceğimize olan inancımız tam. Öğretmenlerimizi ülke kalkınmasının kahraman
rehberleri yapacağız. Öğrencilerimizi ise son ders zili çaldığında okuldan kaçarcasına uzaklaşan değil, okula
gitmeyi sabırsızlıkla bekleyen ve yeni bilgiler öğrenmek için her yeri okul gören, dünya çocukları ile aynı kulvarda
yarışan mutlu bireyler haline getireceğiz.
Bu vizyonun temeli olan eylem planımızın hazırlanmasında emeği geçen tüm gönüllülerimize, eğitimcilere,
politika uzmanlarına, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, teşkilatımıza ve eğitim alanı ile ilgili kişisel tecrübesini
paylaşan -her yaştan- gençlere teşekkür ederiz.
Sevgi ve Saygılarımızla,
Prof. Dr. Mustafa Erge