Gazeteci Tansu Sarıtaylı’dan yeni kitap
Fransa’da uzun yıllardan bu yana gazetecilik yapan Tansu Sarıtaylı, mesleki deneyimleri ve yazılmamış kimi anılarını kitaplaştırdı.
Gazeteci Tansu Sarıtaylı’nın mesleki birikim ve anılarını topladığı “Tansu Sarıtaylı Paris’ten Bildiriyor” kitabı çıktı.
Tansu Sarıtaylı Paris’ten Bildiriyor
Paris`teki en kıdemli Türk gazetecisi olan Tansu Sarıtaylı`nın 44 yıllık mesleki hatıraları arasında ASALA`nın 1975`te Paris Büyükelçimiz İsmail Erez ile şoförü Talip Yener`e pusu kurup öldürmesi ve sonraki yıllarda Türk devlet yetkililerine karşı tekrarlanan saldırıları ve bunlarla ilgili adli gelişmeler de yer alıyor.
Müslüman olduğu söylenen iki ünlü isim, Kaptan Cousteau ile Anthony Quinn de Sarıtaylı`nın ilgi alanından kaçamıyor. Bu anılar arasında mesleğini icra ederken yaşadığı zorluklar, kendisine karşı düzenlenen operasyonlar, Türkiye`de arandığı halde Fransa`da elini kolunu sallayarak dolaşan bazı vatandaşlarımızın durumu, bir takım Türk sporcularının Fransa`daki tutum ve davranışları yanında bir kaç Türk politikacısının Fransa`daki mahrem yaşantıları ve Türk bürokratları ile gazetecilerin Fransa`da karşılaştığı yolsuzluklar da var.
Bu yolsuzluklardan bazıları Türkiye`de gündeme oturup çok tartışılmıştı. Ama çoğu da zamanın çarklarında unutulup gitmiş, bir çoğu da yapanın yanına kar kalmıştı.
Tansu Sarıtaylı`nın anılarında, Hülya Avşar, Tuba Büyüküstün, Müjde Ar gibi sanatçıların Paris`te evlenmelerinden, Fazıl Say ve Tarkan`ın bu şehirdeki konserlerine ve Ahmet Kaya`nın Fransa`da yaşadıklarına dek birçok olay ile her bir olayın arkasındaki trajikomik gelişmeler anlatılıyor.
Sarıtaylı’nın şiirlerini topladığı “Elmas Karası” kitabından sonra bu ikinci kitabı olarak okurlarına ulaşmayı bekliyor.
Dr. Kadri Mustafa Orağlı’nın yayına hazırladığı kitabın önsözü ise Ahmet Özdemir tarafından kaleme alındı.
“Tansu Sarıtaylı Paris’ten Bildiriyor” kitabı Boğaziçi Yayınları arasında çıktı.
Gazeteci Sarıtaylı yeni kitabını sosyal medyada “Benim Yeni Yıl Hediyem, Yeni Yılda Çıkan Kitabım Oldu” diye paylaştı.
İşte, Sarıtaylı’nın kitabı hakkında yazdıkları:
“BENİM YENİ YIL HEDİYEM YENİ YILDA ÇIKAN KİTABIM OLDU”
“İnsanları dinlemeden asla soru sormayacaksın”. Bunun, bu meslekte öğrendiğim en önemli ilkelerden biri olduğunu söyleyebilirim. Zira, sorduğun zaman beklediğin cevabı alamazsın. Ama dinlediğin zaman, soracağın sorunun cevabının, muhatabının konuşmasının içinde gizlenmiş olduğ̆unu görürsün. Gazetecilik mesleğimdeki yılların deneyimi bana bunu oğretti.
Yazmak ve yazmamak. Toplumu doğrü bir şekilde bilgilendirmek için, doğrü bildiğ̆ın haberi, üçü nereye dayanırsa dayansın, kimi rahatsız ederse etsin yazmak gazetecinin görevidir. Korkuyorsan, ürküyorsan, bu mesleği yapma o zaman. Git limon sat!
Yarım asra yaklaş̧an gazetecilik mesleğimle ilgi yaş̧adıklarımı, birçok dost ve meslektaşım sitemkâr sözlerle “Niçin mesleki anılarını yazmıyorsun?” diye sorar hale geldiler. Ön binlerce sayfa haber yazdım, radyodan ve televizyonda saatlerce insanlara seslendim. Hâlâ yazıyorum, fotoğraf ve TV için video kaydı çekiyorum, gerektığ̆ınde TV’de ve radyoda haber okuyorum. Emekli olmama rağmen, ben mi bu mesleğ̆ı bırakamıyorum, yoksa meslek mi beni bırakmıyor? Ara sıra bu soruyu da kendi kendime soruyorum.
Dostlarımın ve meslektaşlarımın söylediklerini dikkate aldım ve yarım asra yaklaş̧an gazetecilik mesleğ̆imde yaş̧adıklarımı ve yaş̧anmış̧lıkları siz değerli okurlarımla paylaşmak üzere yazdım anılarımı. Biliyorum eksiğim vardır. Ama fazlası yoktur. Kitabın ismine gelince dostlar böyle olmasını istedi. Bukitapta daha çok bugüne kadar gazetelerde yazdıklarımdan radyo ve tv’lerde anlatmadıklarımdan daha fazla yazmadıklarımı anlatmadıklarımı okuyacaksınız kıymetli okurlar.
AHMET ÖZDEMİR’İN ÖNSÖZÜYE
Anıların, edebiyat alanında yaygın ve önemli yeri bulunmaktadır. Jean-Jacques Rousseau anılarına “İtiraflar” adını vermişti. Tansu Sarıtaylı’nın anılarına da -günü gününe tutulan notların kronolojik aktarımı değil de- sonradan hatırlanmış, doğrulanmış, kıyaslama ve yorumlamaları yapılmış, kendi ayakları üzerinde duran bilgiler manzumesi diyebilirsiniz.
Sarıtaylı’nın anılarını güzel bir Türkçe ile kaleme aldığı gözden kaçmıyor. Duygu ve düşünceleri, içtenlikli ve gerçeği yansıtıyor. Satır aralarında, öykü tadını ve okuma kolaylığını da hissediyorsunuz
